Rastgele Resimler

IMG_1502.JPG.jpg

İlgili Siteler

Yaylamızla İlgili Siteler

Çeşitli Linkler

T.C.Kimlik No

Vergi Kimlik No
Kazıkbeli Yaylası Kazıkbeli Yaylası - ALTERNATİF TURİZM ÇEŞİDİ OLARAK DOĞU KARADENİZ BÖLGESİNDE YAYLA TURİZMİ

Türkçe Sözlük ve Yazım Kılavuzu

TDK Güncel Türkçe Sözlük
TDK Yazım Kılavuzu
ALTERNATİF TURİZM ÇEŞİDİ OLARAK DOĞU KARADENİZ BÖLGESİNDE YAYLA TURİZMİ Yazdır E-posta

Öğretim Görevlisi Fikret GÖKÇE

Mustafa Kemal Üniversitesi Turizm İşletmeciliği ve Otelcilik Yüksekokulu


Son yıllarda turizmin deniz kum güneş üçgenin içinde şıkışmaması için yayla turizmi, doğa yürüyüşü (trekking), Yaban hayatını gözlem, termal turizmi, kış turizmi, Akarsu turizmi (rafting), Dağ Turizmi (alpinizim), av turizmi, iklim tedavisi (klimatizm), yat turizmi, kültür turizmi, kongre turizmi, golf turizmi gibi turizm imkanlarıyla ülkemizde turizmin çeşitlendirilmesi, tüm yıla ve ülke sathına yaygınlaştırılması, değişik yörelerin mevcut turizm potansiyelinin geliştirilerek harekete geçirilmesi yönünde başlatılan çalışmaların önemli bir bölümünü; yaylaların turizme kazandırılması amacı ile 1990 yılında T.C. Turizm Bakanlığı tarafından başlatılan "Yayla Turizmi Projesi" kapsamındaki araştırma, planlama ve altyapı uygulamaları oluşturmaktadır.Bu amaçla Türkiye’ de yirmi altı, Doğu Karadeniz Bölgesinde ise yirmi yayla “Turizm Merkezi” ilan edilmiştir.

Son yıllarda yaylalar; bütün bir yıl boyunca çalışan, şehrin kirli havasından, gürültüsünden, stresinden uzaklaşmak isteyen kişilerin dinlenmek , eğlenmek, yeni yerler keşfetmek, dağ havası teneffüs etmek, yayla kültürünü ve sosyal yaşantısına olan merak, sağlık gibi çeşitli nedenlerle tatil yapmak isteyen kişilerin rağbet ettiği yerler haline gelmiştir.

 

Doğu Karadeniz Bölgesindeki yaylalar ise, artık halkın yazın hayvanlarını otlatmak, yaşlıları ve çocukları sıcaktan korumak için gittikleri yerler olmaktan çıkıp, çeşitli nedenlerle büyük şehirlerde ve yurt dışında çalışan bölge insanının tatil için yaylalara olan ilgisi, yaz aylarında yapılan yayla şenliklerinin ve basının da etkisiyle doğal güzellikleriyle, halkının kültürüyle dikkat çeken turistik destinasyonlar haline gelmiştir.

 

Bu çalışmada T.C. Turizm Bakanlığı tarafından 20 yaylası turizm merkezi ilan edilen, zengin flora, faunası, çağlayanları, ormanları , soğuk suları ve son derece temiz havasıyla bir turizm cennişik yörelerin mevcut turizm potansiyelinin geliştirilerek harekete geçirilmesi yönünde başlatılan çalışmaların önemli bir bölümünü; yaylaların turizme kazandırılması amacı ile 1990 yılında T.C. Turizm Bakanlığı tarafından başlatılan "Yayla Turizmi Projesi" kapsamındaki araştırma, planlama ve altyapı uygulamaları oluşturmaktadır.Bu amaçla Türkiye’ de yirmi altı, Doğu Karadeniz Bölgesinde ise yirmi yayla “Turizm Merkezi” ilan edilmiştir.

 

Son yıllarda yaylalar; bütün bir yıl boyunca çalışan, şehrin kirli havasından, gürültüsünden, stresinden uzaklaşmak isteyen kişilerin dinlenmek , eğlenmek, yeni yerler keşfetmek, dağ havası teneffüs etmek, yayla kültürünü ve sosyal yaşantısına olan merak, sağlık gibi çeşitli nedenlerle tatil yapmak isteyen kişilerin rağbet ettiği yerler haline gelmiştir.

 

Doğu Karadeniz Bölgesindeki yaylalar ise, artık halkın yazın hayvanlarını otlatmak, yaşlıları ve çocukları sıcaktan korumak için gittikleri yerler olmaktan çıkıp, çeşitli nedenlerle büyük şehirlerde ve yurt dışında çalışan bölge insanının tatil için yaylalara olan ilgisi, yaz aylarında yapılan yayla şenliklerinin ve basının da etkisiyle doğal güzellikleriyle, halkının kültürüyle dikkat çeken turistik destinasyonlar haline gelmiştir.

 

Bu çalışmada T.C. Turizm Bakanlığı tarafından 20 yaylası turizm merkezi ilan edilen, zengin flora, faunası, çağlayanları, ormanları , soğuk suları ve son derece temiz havasıyla bir turizm cenneti olan Doğu Karadeniz Bölgesi’nin yayla turizm potansiyeli ve bu potansiyelin eko turizm çerçevesinde, bölge kültürünü bozmadan hatta yöre kültürüyle harmanlanarak turizme kazandırılması gereği üzerinde durulmuştur.

 

GİRİŞ

 

Türkiye’de turizm, özellikle 1980 yılından sonra ülke ekonomisine olumlu katkılarda bulunmaya başlamıştır. Ülkemizi ziyaret eden turist sayısı ve turizm gelirlerinde sağlanan sürekli artışlar, sektörde istikrarlı bir gelişmenin olduğunu göstermektedir. 2001 yılında ülkeyi 11 618 969 yabancı turist ziyaret ederken 8 932 000 $ gelir elde edilmiştir.(Turizm İstatistikleri,2001) 2002 yılında ise kesin olmayan rakamlara göre 13 246 875 turist sınır kapılarından ülkeye giriş yapmıştır. (www.turizm.gov.tr )

 

Ancak dünyadaki hızlı değişime paralel olarak turizm anlayışının değişmesi, kitle turizm hareketlerine (deniz-kum-güneş) olan ilgiyi azaltırken doğa ile bütünleşen, turistik faaliyetlere katılanların normal yaşantısının ve alışkanlıklarının dışında, yeni turistik destinasyonlar ve farklı kültürlerle harmanlanmış, gelecek nesilleri düşünen, çevreye duyarlı bir turizm çeşidine olan ihtiyaç artmıştır. Bu nedenle ülkemizde de alternatif turizm imkanlarının geliştirilmesi için yoğun çaba harcanmaktadır. Bu bağlamda yeni projelerle, ülkemizde turizmin tüm yıla yayılması ve bölgeler arası dengenin kurulması amaçlanmaktadır.

 

Bu yeni turizm anlayışı, maksimum kar sağlamak isteyen kitle turizmi yeti olan Doğu Karadeniz Bölgesi’nin yayla turizm potansiyeli ve bu potansiyelin eko turizm çerçevesinde, bölge kültürünü bozmadan hatta yöre kültürüyle harmanlanarak turizme kazandırılması gereği üzerinde durulmuştur.

 

GİRİŞ

 

Türkiye’de turizm, özellikle 1980 yılından sonra ülke ekonomisine olumlu katkılarda bulunmaya başlamıştır. Ülkemizi ziyaret eden turist sayısı ve turizm gelirlerinde sağlanan sürekli artışlar, sektörde istikrarlı bir gelişmenin olduğunu göstermektedir. 2001 yılında ülkeyi 11 618 969 yabancı turist ziyaret ederken 8 932 000 $ gelir elde edilmiştir.(Turizm İstatistikleri,2001) 2002 yılında ise kesin olmayan rakamlara göre 13 246 875 turist sınır kapılarından ülkeye giriş yapmıştır. (www.turizm.gov.tr )

 

Ancak dünyadaki hızlı değişime paralel olarak turizm anlayışının değişmesi, kitle turizm hareketlerine (deniz-kum-güneş) olan ilgiyi azaltırken doğa ile bütünleşen, turistik faaliyetlere katılanların normal yaşantısının ve alışkanlıklarının dışında, yeni turistik destinasyonlar ve farklı kültürlerle harmanlanmış, gelecek nesilleri düşünen, çevreye duyarlı bir turizm çeşidine olan ihtiyaç artmıştır. Bu nedenle ülkemizde de alternatif turizm imkanlarının geliştirilmesi için yoğun çaba harcanmaktadır. Bu bağlamda yeni projelerle, ülkemizde turizmin tüm yıla yayılması ve bölgeler arası dengenin kurulması amaçlanmaktadır.

 

Bu yeni turizm anlayışı, maksimum kar sağlamak isteyen kitle turizmi yerine, bireysel veya daha küçük gruplar halinde gelecek turistleri çekmeyi, turizm aktivitesini daha uzun bir alana yaymayı, farklı mekanlara yaygınlaştırmayı tercih eder. Bu anlayış, turizm alanlarında, kısa bir zaman diliminde çevreye büyük bir baskının yaratılmasını ve kalabalıklaşmayı da önleyecek niteliktedir.( Bakırcı M. 2002.)

 

Dünyadaki hızlı değişimi ve turizm sektörünün yeni yönelimlerini değerlendiren T.C. Turizm Bakanlığı, hem zaman hem de mekan açısından turizmi çeşitlendirmek ve yaygınlaştırmak amacıyla, 1990 yılında başlatılan "Yayla Turizmi Projesi" kapsamındaki araştırma, planlama ve alt yapı uygulamaları sonucunda, Türkiye’ de 26, Doğu Karadeniz Bölgesinde ise 20 yaylayı “Turizm Merkezi” ilan etmiştir.

 

YAYLA

 

Yayla Türkçe sözlüklerde “düz ve yüksek yer” olarak tanımlanır.

 

Var’a göre;yayla kelimesi eski Türkçe’de “yaylağ” dan gelir. Yaylalar farklı rölyef üzerinde yer alan sürekli geçici yerleşme yerlerinde göçebelere, köy, köy-altı kasabalarda yaşayan insanların belli bir süre içinde buldukları yerdir.(Var M.1998-99 s151)

 

Ülkemizde en fazla yayla potansiyeline sahip olan Doğu Karadeniz Bölgesi’ndeki yaylaların en belirgin özelliği, hayvancılığa elverişli bitki örtüsüne sahip olması nedeniyle “otlak,mera” olarak da tanımlanabilmektedir.(Kızılırmak İ. 1995)

 

Yaylalar hukuksal açıdan devletin hüküm ve tasarrufu altında olan, ancak,erine, bireysel veya daha küçük gruplar halinde gelecek turistleri çekmeyi, turizm aktivitesini daha uzun bir alana yaymayı, farklı mekanlara yaygınlaştırmayı tercih eder. Bu anlayış, turizm alanlarında, kısa bir zaman diliminde çevreye büyük bir baskının yaratılmasını ve kalabalıklaşmayı da önleyecek niteliktedir.( Bakırcı M. 2002.)

 

Dünyadaki hızlı değişimi ve turizm sektörünün yeni yönelimlerini değerlendiren T.C. Turizm Bakanlığı, hem zaman hem de mekan açısından turizmi çeşitlendirmek ve yaygınlaştırmak amacıyla, 1990 yılında başlatılan "Yayla Turizmi Projesi" kapsamındaki araştırma, planlama ve alt yapı uygulamaları sonucunda, Türkiye’ de 26, Doğu Karadeniz Bölgesinde ise 20 yaylayı “Turizm Merkezi” ilan etmiştir.

 

YAYLA

 

Yayla Türkçe sözlüklerde “düz ve yüksek yer” olarak tanımlanır.

 

Var’a göre;yayla kelimesi eski Türkçe’de “yaylağ” dan gelir. Yaylalar farklı rölyef üzerinde yer alan sürekli geçici yerleşme yerlerinde göçebelere, köy, köy-altı kasabalarda yaşayan insanların belli bir süre içinde buldukları yerdir.(Var M.1998-99 s151)

 

Ülkemizde en fazla yayla potansiyeline sahip olan Doğu Karadeniz Bölgesi’ndeki yaylaların en belirgin özelliği, hayvancılığa elverişli bitki örtüsüne sahip olması nedeniyle “otlak,mera” olarak da tanımlanabilmektedir.(Kızılırmak İ. 1995)

 

Yaylalar hukuksal açıdan devletin hüküm ve tasarrufu altında olan, ancak, tapu kayıtları bakımından tescil dışı olan yerlerdir. Kullanımında “Gelenek Hukuku” kuralları geçerlidir.(Akar H. 1999)

 

Fiziki coğrafya terimi olarak yayla; akarsularla derin şekilde yarılmış, parçalanmış fakat üzerindeki düzlüklerin belirgin olarak bulunduğu yer yüzü biçimi olan, plato karşılığı olarak kullanılır. Yerleşme coğrafyası olarak yayla ise; genelde kışın boş kalan, yazın en sıcak devresinde geçici bir süre için ziraatın yanısıra hayvancılık yapan insan gruplarının her bakımdan daha iyi şartlarda çıkıp, kaldığı; süt, yağ-peynir gibi ürünler üretip onları sıcaktan koruduğu yüksek serin yer; yazlık (dağ) mera anlamına da gelir. (Tuna O. 1999)

 

Doğu Karadeniz Bölgesi’nde, Canik Dağları’ndan başlayarak, Zigana ve Kaçkar Dağları ile devam eden ve Artvin’den Gürcistan hududuna kadar uzanan coğrafyada, 1.500 ile 3.500 m. yüksekliğindeki uzun şeritte, düz alanların yanında, yamaçlar ve vadiler de binlerce yayla ya da oba bulunmaktadır. (Şirin M. 1999)

 

Esasen bölgede yayla ile oba eş anlamlı olarak kullanılmaktadır. Günümüzde yayla olarak bilinen yerler aslında obalarda yaşayan halkın yiyecek içecek ihtiyaçlarının karşılandığı, hayvancılıkla uğraşan yaylacıların ürettikleri ürünlerini sattığı (peynir, tereyağ, et v.b), onlarca obanın yakınında bulunan ve haftanın bir günü pazarın kurulduğu yerlerdir.

 

Türkiye’de yaylacılık, bir tanımdan öte bir kültürdür. Özellikle Doğu Karadeniz tapu kayıtları bakımından tescil dışı olan yerlerdir. Kullanımında “Gelenek Hukuku” kuralları geçerlidir.(Akar H. 1999)

 

Fiziki coğrafya terimi olarak yayla; akarsularla derin şekilde yarılmış, parçalanmış fakat üzerindeki düzlüklerin belirgin olarak bulunduğu yer yüzü biçimi olan, plato karşılığı olarak kullanılır. Yerleşme coğrafyası olarak yayla ise; genelde kışın boş kalan, yazın en sıcak devresinde geçici bir süre için ziraatın yanısıra hayvancılık yapan insan gruplarının her bakımdan daha iyi şartlarda çıkıp, kaldığı; süt, yağ-peynir gibi ürünler üretip onları sıcaktan koruduğu yüksek serin yer; yazlık (dağ) mera anlamına da gelir. (Tuna O. 1999)

 

Doğu Karadeniz Bölgesi’nde, Canik Dağları’ndan başlayarak, Zigana ve Kaçkar Dağları ile devam eden ve Artvin’den Gürcistan hududuna kadar uzanan coğrafyada, 1.500 ile 3.500 m. yüksekliğindeki uzun şeritte, düz alanların yanında, yamaçlar ve vadiler de binlerce yayla ya da oba bulunmaktadır. (Şirin M. 1999)

 

Esasen bölgede yayla ile oba eş anlamlı olarak kullanılmaktadır. Günümüzde yayla olarak bilinen yerler aslında obalarda yaşayan halkın yiyecek içecek ihtiyaçlarının karşılandığı, hayvancılıkla uğraşan yaylacıların ürettikleri ürünlerini sattığı (peynir, tereyağ, et v.b), onlarca obanın yakınında bulunan ve haftanın bir günü pazarın kurulduğu yerlerdir.

 

Türkiye’de yaylacılık, bir tanımdan öte bir kültürdür. Özellikle Doğu Karadeniz Bölgesi’nde yaylalar “düz ve yüksek yer” olarak değil bir yaşam biçimi olarak algılanır. Bölgede yaylalara insanlar önceleri ekonomik nedenlerle gitmiştir. Bölgenin coğrafi yapısından dolayı halkın geçimi çoğunlukla havancılığa dayanmaktaydı. Dolayısıyla yaz aylarında hayvanları sinek ve benzeri haşerelerden korumak ve hayvanlarının daha iyi beslenmesi, dolayısıyla veriminin artması için yaylalara gidilirdi. Yaylaların yer seçiminde dahi otun kalitesinin yüksek olduğu (has yayla) yerler seçilmekte idi. Fakat bölge halkı için yayla yalnızca hayvan otlatmak için çıkılan yer anlamına da gelmemekteydi. Bunun en önemli göstergesi ise “ot göçü” “otçu göçü” “vativor” gibi ilden ile isminde farlılaşma gösteren ancak zaman olarak aşağı yukarı aynı tarihlerde (mısırın ikinci otu kazıldıktan sonra) yapılan ve günümüzde oldukça rağbet gören yayla !

şenliklerinin yapıldığı tarihlerde köylerdeki halk hep beraber yaylalara çıkarlardı. Yaylalara araç yolları yapılmadan önce yürüyerek yapılan bu yolculuklar, kemençe çalıp, türküler söylenerek, tabancalar patlatılarak yapılırdı. Yaylalardaki yaşlılar çocuklar ve hayvanlara bakan çobanlar köyden geleceklerin yolunu beklerler evlerde hazırlıklar yapılırdı. Bu bekleyiş çocuklar için daha da anlamlıydı.Çünkü yaklaşık olarak iki ay boyunca görmedikleri anne-baba ve köyde çalışan kardeşlerini görecek olması, köyden gelen yiyecekler ve hediyeler onların hi Bölgesi’nde yaylalar “düz ve yüksek yer” olarak değil bir yaşam biçimi olarak algılanır. Bölgede yaylalara insanlar önceleri ekonomik nedenlerle gitmiştir. Bölgenin coğrafi yapısından dolayı halkın geçimi çoğunlukla havancılığa dayanmaktaydı. Dolayısıyla yaz aylarında hayvanları sinek ve benzeri haşerelerden korumak ve hayvanlarının daha iyi beslenmesi, dolayısıyla veriminin artması için yaylalara gidilirdi. Y!

aylaların yer seçiminde dahi otun kalitesinin yüksek olduğu (has yayla) yerler seçilmekte idi. Fakat bölge halkı için yayla yalnızca hayvan otlatmak için çıkılan yer anlamına da gelmemekteydi. Bunun en önemli göstergesi ise “ot göçü” “otçu göçü” “vativor” gibi ilden ile isminde farlılaşma gösteren ancak zaman olarak aşağı yukarı aynı tarihlerde (mısırın ikinci otu kazıldıktan sonra) yapılan ve günümüzde oldukça rağbet gören yayla şenliklerinin yapıldığı tarihlerde köylerdeki halk hep beraber yaylalara çıkarlardı. Yaylalara araç yolları yapılmadan önce yürüyerek yapılan bu yolculuklar, kemençe çalıp, türküler söylenerek, tabancalar patlatılarak yapılırdı. Yaylalardaki yaşlılar çocuklar ve hayvanlara bakan çobanlar köyden geleceklerin yolunu beklerler evlerde hazırlıklar yapılırdı. Bu bekleyiş çocuklar için daha da anlamlıydı.Çünkü yaklaşık olarak iki ay boyunca görmedikleri anne-baba ve köyde çalışan kardeşlerini görecek olması, köyden g!

elen yiyecekler ve hediyeler onların hislerini herkesten farklı kılardı. Köylerden gelenlerin silah sesleriyle birlikte yayladakiler, “ot göçünün” geldiğini anlarlardı.

 

Yaylaya çıkıldıktan sonra da insanlar yine aynı şekilde eğlenirler, bir nevi tarlalarda çalışıp yorulan halk dinlenirdi. Teknolojide ve tarımdaki gelişmelerle birlikte, bölge insanı köylerden şehirlere göç etmiş, hayvancılığın yerini tarım ürünleri almıştır. Ancak bölge halkının, kültürüne olan bağlılığından dolayı yaylalar ot göçü zamanlarında yine dolup taşmaktadır. Ama artık bunun adı “ot göçü” değil “yayla şenlikleri” olarak değişme noktasına gelmiştir.

 

Bir de şehirde yaşayan ve yaylaya dinlenmek, dağ havası teneffüs etmek, soğuk suların başında et yiyerek eğlenmek için giden zenginler vardı. Onların ot göçü hengamesi, köylülere oranla daha şatafatlı ve daha zengindi. Koyunlar kesilir, horonlar kurulur eğlenilirdi.

 

Bu insanların yaz aylarında çeşitli nedenlerle bulundukları yerden ayrılarak yaylalara gitmeleri ve orada konaklayarak tüm ihtiyaçlarını temin etmeleri bir turizm hareketi oluşturmaktadır.

 

Ayrıca yayla etkinlikleri, yayla kültürü ve bozulmamış doğada yaşam, diğer insanların da ilgisini çekmiş ve bu yaşama tarzına katılmalarını sağlamış, sonuç olarak da "yayla turizmi" şeklinde bir turizm çeşidini meydana çıkartmıştır.(www.turizm.gov.tr )

 

 

DOĞU KARADENİZ BÖLGESİNDE TURİZM

 

Doğu Karadeniz Bölgesi, yukarıda belirtilen faaliyetlerin sentezslerini herkesten farklı kılardı. Köylerden gelenlerin silah sesleriyle birlikte yayladakiler, “ot göçünün” geldiğini anlarlardı.

 

Yaylaya çıkıldıktan sonra da insanlar yine aynı şekilde eğlenirler, bir nevi tarlalarda çalışıp yorulan halk dinlenirdi. Teknolojide ve tarımdaki gelişmelerle birlikte, bölge insanı köylerden şehirlere göç etmiş, hayvancılığın yerini tarım ürünleri almıştır. Ancak bölge halkının, kültürüne olan bağlılığından dolayı yaylalar ot göçü zamanlarında yine dolup taşmaktadır. Ama artık bunun adı “ot göçü” değil “yayla şenlikleri” olarak değişme noktasına gelmiştir.

 

Bir de şehirde yaşayan ve yaylaya dinlenmek, dağ havası teneffüs etmek, soğuk suların başında et yiyerek eğlenmek için giden zenginler vardı. Onların ot göçü hengamesi, köylülere oranla daha şatafatlı ve daha zengindi. Koyunlar kesilir, horonlar kurulur eğlenilirdi.

 

Bu insanların yaz aylarında çeşitli nedenlerle bulundukları yerden ayrılarak yaylalara gitmeleri ve orada konaklayarak tüm ihtiyaçlarını temin etmeleri bir turizm hareketi oluşturmaktadır.

 

Ayrıca yayla etkinlikleri, yayla kültürü ve bozulmamış doğada yaşam, diğer insanların da ilgisini çekmiş ve bu yaşama tarzına katılmalarını sağlamış, sonuç olarak da "yayla turizmi" şeklinde bir turizm çeşidini meydana çıkartmıştır.(www.turizm.gov.tr )

 

DOĞU KARADENİZ BÖLGESİNDE TURİZM

 

Doğu Karadeniz Bölgesi, yukarıda belirtilen faaliyetlerin sentezlenmesiyle günümüze kadar gelmiş yayla kültürü , tarihi eserleri, doğal güzellikleri, florası, faunası, ormanları,dereleri, çağlayanları, her nefes alışınızda ciğerlerinizde hissettiğiniz temiz dağ havası, suyu, kısaca alternatif turizm imkanları açısından geniş bir turistik çekim yelpazesine sahiptir.

 

1990 yılından sonra ülkemizde başlatılan alternatif turizm çalışmalarıyla beraber 20 yaylanın turizm merkezi ilan edilmesi, yaylalarda yapılan şenliklerin ulusal basında yer bulması, yerel yönetimlerin yaptığı tanıtım faaliyetleri, bölge halkının ve kültürünün gizemli çekiciliği turizmde bir hareketlenmeyi de beraberinde getirmiştir.

 

Var olan turizm potansiyelinin çeşitli nedenlerle ortaya çıkartılmaya başlanmasıyla birlikte bölgeye olan iç turizm talebinde artış gözlenmiştir. Bunu doğal bir sonucu olarak da seyahat acenteleri kurularak “yeşil tur” adı altında bir hafta ile on gün arasında değişen sürelerde bölge illerinin tamamını kapsayan turlar düzenlenmeye başlanmıştır.

 

DOĞU KARADENİZ BÖLGESİNDE YAYLA TURİZMİNE ENTEGRE OLABİLECEK ALTERNATİF TURİZM TÜRLERİ

 

Yayla turizminin geliştirilmesine yönelik çalışmalar, bu turizm türü ile entegre olabilecek termal (kaplıca) turizmi, kış turizmi, doğa yürüyüşü (trekking), atlı doğa yürüyüşü, akarsu turizmi (rafting), sportif olta balıkçılığı, av turizmi, kültür turizmi, iklim tedavisi (klimatizm), dağ turizmi (alpinizm), bitki gözlemleme (botanik) yaban hayatı gözlem, lenmesiyle günümüze kadar gelmiş yayla kültürü , tarihi eserleri, doğal güzellikleri, florası, faunası, ormanları,dereleri, çağlayanları, her nefes alışınızda ciğerlerinizde hissettiğiniz temiz dağ havası, suyu, kısaca alternatif turizm imkanları açısından geniş bir turistik çekim yelpazesine sahiptir.

 
< Önceki   Sonraki >

Giriş Formu






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

Anketler

Kazıkbeli yaylasının en çok hangi özelliğini beğeniyorsunuz?
 
Kazıkbeli yaylasında yapılan şenliklerle ilgili neler düşünüyorsunuz?
 

Kimler Sitede

Şuanda 11 misafir bağlı

Sitemizde

Bugün33
Dün158
Hafta1051
Ay657
Toplam93563
© 2010 Kazıkbeli Yaylası
Joomla! is Free Software released under the GNU/GPL License.