Rastgele Resimler

Ana Menü
| Kazıkbeli Anasayfa |
| Kazıkbeli Resimleri |
| Ziyaretçi Defteri |
| Kazıkbeli Yaylası Videoları |
| Nostalji-1 |
| Nostalji-2 |
| Nostalji-3 |
Kazıkbeli Yaylası
| Coğrafi Konumu |
| Tarihçesi |
| Kültür |
| Şenlikler |
| Yaylaya Gelen İlçeler |
| "KAZIKBELİ" İSMİNİN KÖKENİ |
Yöremiz Tarihi
Şiirler
| TÜRKÜ |
| Faruk Nafiz ÇAMLIBEL |
| OZAN ARİF |
| HÜSEYİN NİHAL ATSIZ |
| BEKİR SITKI ERDOĞAN |
| SEZAİ KARAKOÇ |
| Dağ Köyleri |
| HAMSİ DESTANI |
| Arif BÜK (Şiirler) |
Hikaye ve Efsaneler
Makaleler
İlgili Siteler
| Yaylamızla İlgili Siteler |
| YENİ ZAFERLER |
|
|
|
-- "
ALPARSLAN GRUBU " OLUŞUYOR
.. -- Mondros Mütarekesi'nden sonra Binbaşı Hüseyin Avni Bey’in İstanbul’dan Karadeniz’e geçmesi ve Giresun Askerlik Şube Başkanlığına atanması: Hüseyin Avni Bey, 1. Dünya Savaşı'nın sona ermesiyle birlikte 1 Ocak 1919 tarihinde İstanbul'da Harita Heyetindeki eski görevine geri döndü. Ancak, Ülkenin içinde bulunduğu bu karanlık ve sıkıntılı günlerde İstanbul'da kalmaktansa Anadolu'ya geçmenin daha uygun olacağını düşünerek memleketine yakın bir yere tayinini istedi. Ancak, Ülkenin içinde bulunduğu bu karanlık ve sıkıntılı günlerde İstanbul'da kalmaktansa Anadolu'ya geçmenin daha uygun olacağını düşünerek memleketine yakın bir yere tayinini istedi. Bu talebi Mayıs 1919 tarihinde Atina (Rize/Pazar)Askerlık Şubesi Başkanlığına, 20 Eylül 1919 tarihinde ise Rize Askerlik Şubesi Başkanlığı'na tayin edilerek yerine getirildi(1). .. Esasında o esnada hem Genelkurmay’da hem de tutuklu milletvekili, subay ve İttihatçıların bulunduğu Bekirağa Bölüğü(İ.Ü. Merkez binada, bugünkü İ.Ü.SBF.) namlı cezaevinde Vatan’ın kurtuluşu için oluşturulmaya çalışılan ve başında Mustafa Kemal’in düşünüldüğü Örgütlenmenin, Anadolu’da başlayan Kuva-yı Milliye direnişini örgütlemek için özellikle genç subayların Anadolu’ya geçtikleri yada görevlendirildikleri düşünülürse, Hüseyin Avni Bey’in Mayıs 1919 itibariyle Askerlik Şube Başkanlıkları’na atanmasının, önemli ve amaçlı bir görevlendirme olduğu anlaşılır. Açıktır ki ihtiyaç olduğu üzere Binbaşı Hüseyin Avni Bey, 1 Ocak 1920 tarihinde Giresun Askerlik Şubesi Başkanlığı'na atandı ..
-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Bir süre
Giresun Kaymakamlığı görevini de vekaleten yürüten Hüseyin Avni Bey, ülkenin
kurtarılması ve bölgedeki Pontus fitnesinin yok edilmesi için yörenin ileri
gelenleriyle işbirliği yaparak yoğun bir çalışmaya girdi. Giresun’da düzenli
bir askeri birliğin eksikliği o günlerde herkes tarafından kabul edilmekteydi.
Bu ihtiyacı gidermek için Hüseyin Avni Bey, gecesini gündüzüne katarak Giresun Nizamiye
Alayı’nı kurdu ve Ocak 1921
tarihinde bu alayın kumandanlığına tayin oldu. Bu görevleri sırasında Giresun ve çevresindeki halkı
İstiklal mücadelesi yönünde şuurlandırmak, teşkilatlandırmak için yoğun
çalışmalara girişti. Giresun’da yayınlanan Yeni Giresun, Işık ve Gedikkaya
gazetelerinde değişik isimler kullanarak yazılar yazdı, Giresun’un ileri gelenleriyle
sürekli toplantılar yaptı. Mitingin düzenlenmesinde, beyanname ve protesto
telgraflarının yazılmasında bizzat görev aldı, destekledi. Alayının başında
Doğu Karadeniz Bölgesindeki Pontusçu Rum Çetelerinin zulmüne ve vahşetine karşı
kahramanca mücadele etti. Bölgeye yönelik Yunan ve İngiliz planların bozdu(1).
Giresun
Yöresindeki Müdafaa-i Hukuk Teşkilatlanmaları:
Samsun'dan Trabzon'a kadar,
Anadolu'nun kuzeyindeki silsilesini kapsayan sahadaki Pontus eşkıyası Milli
Mücadele döneminin en büyük gailelerinden biri idi. Çeşitli adlar altına
genellikle elebaşılarının isimlerini alan çeteler halinde örgütlenen ve dolaşan
bu eşkıyanın çeşitli kaynaklara göre mevcudu 27.000.- kişi civarında
bulunuyordu.
Ermeniler, Ermenistan ve hududumuza
yakın bölgelerdeki Türk’leri toplu halde katletmeye başladılar. 1920 senesi
sonbaharında Ermeni mezalimi tahammülsüz hale gelmişti(Nutuk . cilt 2. 486).
Ermeni mezalimini durdurmak için
hükümet bazı tedbir ve girişimlerde bulundu. Ayni zamanda başlayan; Ermeni,
Kürt ve Pontus isyanlarının birbiri ile koordineli olması düşündürücüdür. Bu üç
ihanetçi topluluk birbirleriyle irtibatlı idiler. Mondros mütarekesinden sonra
başlayan işgallere karşı redd-i ilhak cemiyetleri kuruldu, bunlar müdafaa-i
hukuk cemiyetleri oluşturup, halkı bilinçlendirerek , silahlandırıp,
teşkilatlandırdı. Fakat bu kuruluşlar düzenli düşman orduları karşısında
yeterli değildi. Mustafa Kemal Paşa Erzurum kongresi’nde bu konuya temas
ederek, düzenli orduların kurulması gerektiğini belirtmiştir.
İstanbul’dan 9. Ordu Komutanlığı’nı
devralmaya giden Karabekir Paşa, Giresun’a uğramış, Trabzon Muhafaza-i Hukuk- i
Milliye Cemiyeti’nin Giresun Şubesi’nin hızlı ve etkili bir şekilde çalıştığını
görmüştü. Ermeni hazırlığı karşısında tedbir alan Kazım Karabekir Paşa, mevcut
kuvvetleri arttırmaya çalıştı. Bu arada Giresun Müdafaa-i Hukuk Başkanlığı’na
yazılarak Ermenilere karşı savaşa katılmak üzere gönüllü müfrezeler
gönderilmesi istenmişti. .. Bu sırada Giresun Askerlik Şubesi Başkanı Tirebolu
Hüseyin Avni Alparslan da Milli Hükümet’le temasa geçmiş, Giresun’un verilecek
her hizmet için hazır olduğunu bildirmiştir. Bunun üzerine kurulacak 1.000
kişilik bir taburun Kars’ta Kazım Karabekir Paşa’nın emrine gönderilmesi
istenmiş ve bu istek derhal yerine getirilmiştir. Giresun Gönüllü Taburu adını
alan bu birlik,Osman Ağa'nın da gayretleriyle gönüllülerden hazırlamış,
üzerlerine “ Giresun Milli Askeri ” yazılı ipek kolluklar diktirmişti(2).
Pontus
Devleti kurmak idealiyle emperyalist devletlerce eğitilen, teşkilâtlandırılıp silâhlandırılan
bu çetelerle baş etmek, onların zulüm ve cinayetlerinin önüne geçmek kolay iş
değildi. Zaten yetersiz sayıda olan düzenli askeri birliklerin mücadelesi fayda
vermiyordu. Sayıları giderek artan, silâh ve cephane yönünden alabildiğine
güçlenen bu canilere karşı koymak ancak ayni taktik ve silâhlar ile mümkün
olabilirdi. Bu gerçekten hareketle yörenin ileri gelenleri, merkezi Trabzon'da
olmak üzere Trabzon
Muhafaza-i Hukuk-u Milliye Cemiyeti'ni kurdular. Cemiyet, Rum
ve Ermenilerin faaliyetlerine karşı durmak ve gerekli tedbirleri almak üzere
hummalı bir çalışmaya girdi. Kısa zamanda çevre şehir ve kasabalarda şubeler
açarak teşkilâtını tamamladı.
Cemiyetin Giresun Şubesi ise,
Dizdarzade Eşref Bey'in bakanlığında Öğretmen Niyazi Tayyib, Dr. Ali Naci
Duyduk, Mühendis İbrahim Hamdi, hukuk öğrencisi Ethem Nazif tarafından kuruldu.
Cemiyetin Giresun'daki sözcülüğünü Nuri Ahmet Bey’in Işık Gazetesi ile Dr. Ali
Naci’nin çıkarttığı Karadeniz gazeteleri yapmakta idi. Daha sonra Trabzonlu
Avukat Cemil Ragıp Bey’in çıkarttığı, yazı işleri müdürlüğü ve başyazarlığını
Bekir Sükuti’nin yaptığı Yeni Giresun Gazetesi Mili Mücadelenin sözcülüğü
görevini şerefle ve başarıyla yürüttü(3). Devamen bu gazetelerin kapanması
üzerine Topal Osman Ağa, Şubat 1920 ’den sonra Giresun’da Gedikkaya isimli bir
gazete çıkararak, Atatürk ve Milli Mücadele hareketini anlatan ateşli yayınlar
yaptı. Başyazarlığını da Osman Ağa'nın yaptığı Gedikkaya'da halkı milli
mücadeleye çağıran sert ve heyecanlı yazılar yazılıyor ve gazete bölgede
dağıtılıyordu. Gedikkaya’daki birçok ateşli makaleyi imzasız olarak Giresun
Askerlik Şubesi Reisi ve Mevki Kumandanı Hüseyin Avni Alparslan Bey yazıyordu.
KARADENİZ'DE KUVA-YI
MİLLİYE KUVVETLERİ:
Doğu ve Orta Karadeniz bölgesindeki
Pontus tehlikesinin doğurduğu Kuva-yı Milliye faaliyetleri özellikle İngiliz
işgalinden sonra hız kazanmış, bölgede kısa zamanda güçlü bir Kuvay-ı Milliye
teşkilatı kurulmuştu.Komutanlığına (Deli)
Halit Bey’in getirildiği teşkilat ve kuruluşu muvazzaf
subaylarla mahalli liderlerin işbirliğiyle ortaya çıkmıştı. Bu kuvvetlerin
mühimmat ve cephane ihtiyaçları için , XV. Kolordu-nun kaynakları seferber
edildiği gibi İstanbul’daki Karadenizlilerin yardımlarıyla gönderilen
silahlarda önemli yer tutmuştu. Bu silahlar İnebolu limanına gelir, oradan
kayıklarla Doğu Karadeniz’e taşınırdı.
Karadeniz bölgesinde Osmanlı ve Rus
silahlarıyla silahlandırılmış olan bölge halkının Teşkilatlanma düzeni genel
olarak şu şekilde idi: Yüzbaşı Rahmi komutasında Hopa- Pazar bölgesinde I .
grup ve Çayeli-Rize Of bölgesinde II. Grup Binbaşı Bekir’in komuta ettiği ve
onun adıyla anılan her iki grubun toplam mevcudu, 5.000 kişiydi. Gerektiğinde
her iki gruptan milli kuvvetlere komuta edecek olan halkın ileri, gelenleri
şunlardı. Rize’den Mataracı Mehmet Hakkı, Lazoğlu Mustafa, Tuzcuoğlu Halit Ağa,
Pazar’dan Talatarzade Fevzi, Of’dan Sarıalioğulları’ndan Ömer,
Çakıroğullar’ından Hüsnü, Rüstem ve İsmail Ağalar.
Sürmene-Trabzon-Polathane-Hamsiköy
mıntıkasında Haydar efe komutasında 2500 kişilik II. Grup, Grupta halkın ileri
gelenleri : Trabzon’dan Ömer Efendi, Kahya Mehmet, Salih Efendi, Polathaneden
Münir Bey.
Gümüşhane-Torul-Şiran-Kelkit
mıntıkasında Teğmen İbrahim komutasında 1000 kişiden oluşan 14. grup. Bu grupta
halkın ileri gelenleri : Osman Ağa, Katip Ahmet Efendi, Hacı Emin Efendi, Kara
İbrahimzade, Dumaşzade Hüsnü Ağa, Tokatlı Ziya Bey, II. Ve IV. Gruplar ise
Binbaşı Vehbi Komutasındaydı.
Giresun mıntıkasında 3000 kişilik
Alparslan grubu bulunmaktaydı.
Doğu Karadeniz bölgesindeki Kuvay-ı Milliye faaliyetleri içinde çok önemli bir
yeri bulunan şahsiyet de, Pontusçu Rumlara karşı amansız mücadelesi ile
tanınmış olan Osman Ağa (Topal Osman) idi(2).
ALPARSLAN
GRUBU:
Hüseyin Avni
Bey’in öncülük yaptığı gönüllü alayların kuruluşundan önce oluşturulan ve
kumandanlığını Hüseyin Avni Bey’in yaptığı Giresun Nizamiye Alayına “Alparslan Grubu” adı verilmişti. Savunma Bakanlığının 20.2.1920 tarihli
genelgesinde Yunanlıların Trabzon’a gönderilmek üzere 30 bin kişilik bir kuvvet
hazırladıkları bildiriliyor ve gerekli tedbirlerin alınması isteniyordu. Mahmut
Goloğlu bu tehlike karşısında “Giresun bölgesinde Tirebolulu Alparslan Bey’in
3.000 kişilik Alparslan Grubu hazır durumda idi” diyor.Genel Kurmay
Başkanlığı'nın Türk İstiklal Harbi adlı eserinde ise bu duruma; Karadeniz
kıyılarına düşman tarafından yapılacak bir çıkartma harekatına karşı milli
kuvvetler sayılırken “Ayrıca
3.000 silahlı olan Alparslan Grubu da Giresun bölgesinde idi.” İfadesiyle yer veriliyor(Türk
İstiklal Harbi III. Cilt Doğu Cephesi (1919-1921), Genel Kurmay Basımevi Ankara
1995, s.61).
Hüseyin
Avni Bey, Osman Ağa’nın bölgedeki teşkilatlanması ve otoritesinden
yararlanarak, din adamlarına halkı milli mücadeleye katılmaya çağırttırarak, 1.
Dünya Savaşından tecrübeli, bilhassa Rus Harbinde, Harşit savunmasında savaşan
askerler, 37. Tümen’de, Teşkilat-ı Mahsusa Alayında gönüllü savaşanlar
Alayların tecrübeli askerlerini, yeni yetme toplanan, hatta analarının
gönderdiği 18-19 yaşındaki gençler de Alayların zinde gücünü oluşturmuştur. Bu
gönüllü askerler, Osman Ağa’nın talimatıyla, Teşkilatı tarafından ücra köylere
kuş dili yollanan mesajlarla çağrılmıştır. Osman Ağa Alayına kurban gel, yeni
yetme gençleri de alda gel, vatan için hain Yunanla savaşmaya kurban gel
mesajları ile eski askerler çağrıları dağdan dağa ulaştırmışlardır. Bu gençler,
Binbaşı Hüseyin Avni Bey'in yoğun gayretleriyle, elden geldiğince eğitime
tabi tutularak, savaşa hazırlandırılmışlardır. Alayların gönüllü yapılanması ve
devam etmesi, Kuva-yı Milliye kuvvetleri özelliğini devam ettirdiklerini ayni
zamanda “gayri nizami harp” yapılanmasını ve “Özel” yanlarını vurgulamakta..
Osman Ağa,
Giresun ve çevresindeki gençleri teşkilatlandırarak Milli Mücadele’ye
katılmalarını sağladı. Giresun Askerlik Şubesi Başkanı Avni Alparslan Bey ve
Jandarma Komutanı Hamdi Bey’le anlaşarak başta Giresun olmak üzere Tirebolu,
Trabzon, Rize ve Ordu’dan birçok gencin, Ağa’nın kuvvetlerine katılması
gerçekleştirildi. Giresun’un, Karadeniz’de Ankara Hükümeti’nin önemli bir üssü
konumunda bulunması, özellikle silah ve cephanenin çıkarıldığı bir merkez
özelliği taşıması itilaf devletlerinin dikkatini çekiyordu. … (4)
Karadeniz
Bölgesinde özellikle Giresun’daki milli teşkilatlanma ve milli savunma
faaliyetleri o kadar hız kazanmıştı ki, bu çalışmalar dış basına –Atina
Gazetelerine- haber teşkil etmişti. Atina Habercisi adlı bir gazetenin
İstanbul’dan aldığı bir bilgiden : Giresun Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Başkanının
bir beyanname yayınlayarak 21-35 yaş arasındaki gençleri vatanı savunmak şeref
ve dinleri çiğneyen düşmanı kovmak için silah altına çağırdığı, kendilerinin
silahlandırılacağı bu çağrıya konu teşkil etmekte idi. Bütün bu faaliyetlerin
sürdürülmesinde hiç kuşkuya yer yok ki, Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin pek büyük
katkıları olmuştur. Karadeniz, Türk unsurunun maddi-manevi topyekün mücadelesi,
milli mücadeleye pek büyük faydalar sağlamıştır ( 4).
Murat Sertoğlu da “ Atatürk’ün
Fedaisi Topal Osman “ serlevhası ile Tercüman Gazetesinde neşredilen
tefrikasında Hüseyin Avni Bey’i okuyucularına şöyle tanıtıyor : “ Bu sırada
Giresun’un içinde Rum azgınlığına karşı bir teşkilat kurmak isteyen genç bir
subay vardı. Askerlik Şubesi Başkanı Hüseyin Avni Bey… Bu ateşli subay daha çok
Alparslan adı ile anılırdı. O yenilmek bilmeyen Türk Ordusu’nun savaş tecrübesi
görmüş, kahraman ve yiğit bir ferdi idi. Türk’ün her şeye rağmen hiçbir zaman
yılmayacağını, kurtuluş saatinin hiç de uzak olmadığını etrafındakilere
durmadan söylüyor ve telkin ediyordu(Sertoğlu, Murat, Atatürk’ün Fedaisi Topal
Osman, Tercüman Gazetesi, 22 Mart 1964).
Giresun Askerlik Şube Başkanı Binbaşı
Hüseyin Avni Bey, Osman Ağa, Jandarma Komutanı Hamdi Bey, Müdafaa-i Hukuk
Teşkilatı yöneticileri, Teşkilat-ı Mahsusa üyeleri, millici Basın mensupları,
1.Dünya Savaşında Harşıt’ta Rusları durduran tecrübeli askerler ve Halkımızın
desteğiyle, yeni gönüllülerle 1920 yazında 3000 silahlı “ALPARSLAN GRUBU”’nu
oluşturmuş bulunuyordu.
Bu belge
ve bilgilerden açıkça anlaşıldığı üzere, 3000 silahlı güç, Giresun’da o günler
itibariyle disiplin ve eğitime alınan bütün Kuva-yı Milliye güçleridir. Ve bu
kuvvetler, devamlı ayaklanmacılara aktif operasyonlar yapan, hareketli ve
savaşçı kuvvetlerdir .. Faaliyetleri bütün Karadeniz, iç Karadeniz
ve Sakarya, büyük Taaruz savaşlarına kadar bütün ülkeyi
kapsamıştır. H.Avni Bey ve Osman Ağa bu kuvvetlerin muvazzaf ve milis
komutanlarıdır. Giresun Nizamiye Alayı bütün bu milis, gönüllü askerleri birleştirmiş
ve devamında yeni, genç gönüllülerin katılımıyla iki gönüllü alay, 42. ve 47.
gönüllü alaylar ortaya çıkmıştır.
Alparslan Grubu ve gönüllü
alayların oluşmasında, aktif, yönlendirici ve komuta, erbaş ve er kadrosun- da yer
alanlardan tespit edebildiklerimiz; 42. Alay 1. Tabur 2. Kumandanı Milis
Yüzbaşı Vehbi Yılmaz , 42. Alay Tabur Kumandanı Yd. Asteğmen İhsan
(Müderrisoğolu), 47. Alay 1. Tabur Komutanı Ziya Bey, tabur komutanı Binbaşı
katil Mustafa Bey, (Muhafız taburu birinci bölük komutanı) Mustafa Kaptan,
Bulamoğlu Şaban, Bulamoğlu İsmail, Tomoğlu İsmail, Deli Bilal, Çakraklı Kara
Ahmet Ağa, Sarıbay- raktaroğlu Ahmet efendi,
Türüdüoğlu Ahmet Efendi, Hüseyin Tirali, Mustafa Sütlaş(Sütlaçzade),
Hasan Vehbi Güvenç, 47. Alay Takım Subayı Ahmet Topkara(Tosyalı), Mehmet
Cındık, Velioğlu Yusuf, Hacı İbrahimoğlu Ömer, Muharrem Çavuş
(Kıroğlu-Gıcıroğlu), Zıpçıkoğlu Ahmet, Tevfik Gül, Mustafa Tığlıoğlu, Eyüp
Aydın, 47. Alay Bölük Komutanı Pastırmacıoğlu İsmail Efendi, Şerif Çavuş,
Çakraklı Hasan Çavuş, Kırlak Hüseyin, Köseoğlu Hamit, Tığlıoğlı Ömer, Aşıkoğlu
Galip, Yılancıoğlu Hasan, Yoloğlu Hüseyin, Alişıhoğlu Mehmet, Mehmet
Cebeci, Ali Osman Karadeniz, Yılancıoğlu
Hasan, Gıcıroğlu Salih Ağa, Göksüzoğlu
koca Mustafa, Bilal Kaptan, Pehlivan İsmail Ağa, Tirebolulu Kadızade Halil
Kaptan, gömleksiz Temel Kaptan, Rahmi
Kaptan, Arslanoğlu Ahmet Efendi... Tabi
bu listeye pek çok isim daha eklenebilir ... Bu isimlerin büyük çoğunluğu şehit
olmuştur.
Giresunda
bazı yörede rastlananların tersine din adamları milli mücadeleye büyük destek
vermişlerdir. Gönüllülerin toplanmasına yardım etmişlerdir. Bu din adamlarından
önde gelen, alaylarla birlikte savaşlarda da en önde olan Bulancaklı
Hacı Hafız KURTOĞLU, Giresun'da müftü Ali Fikri, İmam-zaade imam Hasan, Görele
Müftüsü Şevket (Çolak), İstanbul Hükümetinin, Damat Ferit'in, Dürrizadeye
yazdırdığı Kuva-yı Milliyeci'ler haindirler fetvalarına karşı, Mustafa
Kemal Başkanlığındaki Ankara Hükümetine ve Milli Kuvvetlere katılmaya ve destek
vermeye çağıran bildiriyi imzalayıp, destekleyen Tirebolulu Ahmet Necmettin
Efendi'yi ilk planda sayabiliriz(5).
O GÜNLERDE YAŞAM:
Ancak Doğu
Karadeniz Bölgesinde harp ve muhacaret yüzünden derin bir açlık ve sefaletin
devamlı olarak şiddetle hüküm sürdüğü açıkça görülüyordu. Haziran 1919'a gelindiğinde savaş ve muhacirlik yüzünden
Giresun bölgesinde açlık ve sefalet, salgın hastalıklar ve iskân sorunu bütün
şiddetiyle hüküm sürüyordu. Hilâl-i Ahmer Cemiyetinin Trabzon, Erzincan ve
Erzurum yöresine göndermeyi kararlaştırdığı üç yardım heyetinden ikisi 26
Haziran 1919'da Seyr-i Sefâin ldaresi'nin Ümit adlı vapuruyla hareket etmişti.
Yolculuğu sırasında Ordu, Giresun ve Tirebolu'ya uğrayan Hilâl-i Ahmer
Hey'eti’nin raporuna göre; “Sokaklarda muharrik iskeletler , bize deri
ve kemikten ibaret kollarını uzatıyor ve her tarafı derin iniltilerle
inletiyorlardı. Giresun Belediye Reisi son zamanlarda açlıktan sokaklarda
ölenlerin cesetlerini nakledip gömmeye gelenlerin kafi gelmediğini ve her gün
belediyece kaldırılan cesetlerin gerçek sayısını ancak mezarcıların
bilebilecekleri “ yazılıyordu(6-7). Bölgedeki halkın bu durumu dikkate
alındığında ne zor şartlarda milli direnişin örgütlendiği ve
insanlarımızın pisikolojisi anlaşılabilir. Bu karşı duruş, yaşamanın zor
ölümün kolay, her türlü kol gezdiği bir coğrafya da, Karadeniz sahillerinde
işgal tehditiyle dolaşan, ayaklanmacı pontus çetelerini sahile indirmeye
çalışan, onlara silah, cephane, her türlü yardım taşıyan ve zaman
zaman şehirlerimizi, askerlerimzi bombalayan, topa tutan İngiliz ve
Yunan savaş gemilerine, işgal tehditlerine karşı Türk Ulusu'nun varlığını ve
bağımsızlığını koruma savaşıdır ki gelişmeler de bu fiili durumun sonucudur
..
MİTİNG DEĞİL PADİŞAHA VE SADRAZAMA ÜLTİMATON:
Giresunlular 17 Mayıs’ta Belediye
Reisi Osman Ağa (Topal Osman)’nın başkanlığında büyük bir miting düzenleyerek
İzmir’in işgalini protesto etmişlerdi. Çamlı Çarşıda Cami-i Şerif’te toplanan
binlerce Giresunlu Amerika, İngiltere, Fransa, İtalya’ya gönderilmek üzere
protesto telgrafları hazırlamışlardı. Sadrazam’a gönderdikleri telgrafta : “Hükümetinizi idamımızı tebliğe memur
görmek istemiyoruz. Sizi Türk sadrazamı bilerek hitap ediyoruz. İzmir’de mavimi
sallanacak al mı kalacak ? Hükümetiniz buna boyun mu eğecek, İzmirli
kardeşlerimizi Yunan palikaryalarına teslim mi edecek ? Darağaçları bizimde
ufkumuzda belirmekte, idam anımız yaklaşmaktadır. İzmir’in Yunan’a ilhakını
öğrendiğimiz gün Giresun muhiti akissiz kalmayacaktır ve hiçbir kuvvet bizi
azmimizden çeviremeyecektir. Cebr neticeyi tecilden başka hiçbir şeye
yaramayacaktır. Harekatımız asayişsizlik telakki edilmesin “
diyen Giresunlular Padişah’a çektikleri telgraflarında,
“ Ey Ulu Hakan, tacından İzmir elmas’ını Türk kanlarıyla
boyayarak koparıyorlar, sıra yarın bizlere gelecek, senelerce serhadlerde
dolaşan biz Türkler ipte değil, süngüde can vermek için hazırız. Semamızdan al
bayrak alındığı gün zümrüd dağlarımıza kanlarımızla bir al bayrak serilecek.
Dökeceğimiz kanlara iştirak edecek, bayrağımıza taç giydirecek, Ali Osman’ın
kanını taşır, Orhan’ın, Ertuğrul’un bir oğlunu gönderiniz şevkatmeap.."
ifadesini kullanmışlardı(6). Bu mitingin tertip edilmesinde ve Sadrazam’a
telgraf gönderilmesinde ve metninin hazırlanmasında Binbaşı Hüseyin Avni
Alparslan Bey’in başlıca rolü oynamış olması pek muhtemeldir. Çünkü telgrafın
muhtevası ancak onun gibi milli şuura sahip bir insan hazırlayabilirdi. Tirebolular’a
gelince, onlarında bu işgale kayıtsız kalmaları beklenmezdi. Gerçekten
Tirebolu’lu Hamiyetli Türkler’de Atatürk’ün Samsun’a çıktığı gün (19 Mayıs) bir
miting tertipleyerek İzmir’in işgalini protesto etmişler “Tirebolu Miting
Heyeti Reisi Halil” imzasıyla gönderdikleri telgraflarda; " haklarını
son nefeslerine kadar koruyacaklarını ve bu hususta her türlü fedakarlığa hazır
olduklarını bildirmişlerdi "(7).
Giresun yöresinin benimsediği görüş
açıkça, ne pahasına olursa olsun bağımsızlık ve özgür yaşam, bunun içinde
yapılacak olan, " YA İSTİKLAL YA ÖLÜM ", açık ve netti ..
Millet, savaşlarda zaten pek çok
yiğit evladını kaybetmişti, karınları açtı, yokluk, hastalık yaygındı, toplanan
gönüllülerin silah eksiği vardı, giyim eksiği vardı ancak inançları tamdı belki
de en önemlisi başlarında ölüme çekinmeden gidecekleri komutanları vardı...
-------------------------------------------------------------------------
Yıllardan
1071 di.. Ak gömlekler giymişlerdi .. Sayıca azdılar 50bin'e 200bin
.. Ama savaş planları, taktikleri, istihbaratları kuvvetliydi. İnançları
tamdı, gözü pek birer yiğittiler hepsi.. Oklarının ucu sivri .. Geri
çekiliyor, kaçıyor sanmışlardı .. Yanıldıklarını anladıklarında çok geçti ..
Oklar yağıyordu.. Zırhları delen .. Çelik yaylar sert gerilir, çelik
oklar dik düşerdi hedefe .. Bu coğrafyada Türkler çok eski tarihlerden vardı..
Bizans Ordusu'nun paraları para etmedi o saatte .. Saf değiştirdi, saflarında
sandıkları birliklerindeki TÜRKLER .. Malazgirt'te ALPARSLAN .. ak gömlekli
ellibin savaşçı ... ANADOLU,
TÜRKLER'E kapısını açtı ..
---------------------------------------------------------------------------
Memleketimin illrinden birinde bir
meydan, tam doluda değildi, üç, dört bin kişi vardı kalabalık, bir
kamyonun üstünde idi bir grup insanımız.. Heyecanlı bir ses tonuyla
konuşuyordu, konuşmacı,
" Milletlerin tarihindeki
efsaneler önemlidir, moral güç verir, önemsenmesi gerekir. Biz Türkler,
tam yok oldular derken, ERGENEKON DENEN
DAĞLARLA ÇEVRİLİ GİZLİ BİR YURTTA ÇOĞALDIK, DEMİR DAĞLARI DELDİK, ORADAN ÇIKTIK
.. Efsane öyle diyor .. Yeniden büyük devletler kurduk.. Büyük hedefler
hedefledik, KIZIL ELMA' ya koştuk.
... Üç kıtada pek çok ülkeyi zaptettik..
.. Ancak bu ulus, ele geçirdiği memleketlerde mazlumdan, zayıfdan
yana olmuştur, bu sebepten nice
kalelerin kapıları kolayca ona açılmıştır, zalimlere karşı zalim, masumlara
karşı adaletlidir
Bugün ne durumdayız.. Suskun bir
toplum.. Yıllar var ki, terörde binlerce şehit, en kıymetli aydınlarımız gene
ayni terörle şehit .. Bu ne iştir.. HATASIZ, YANLIŞSIZ İŞ YOK.. YOLSUZLUK
YAPANLAR, DEVLETİ SOYANLAR BAŞ TACI .. DOĞRULUK, ENAYİLİK .. BU NASIL İŞTİR
.. Tabiî ki Milletimiz derin ve ona güç veren dinini, inançlarını
yaşayacak ve bu inanç hepimize güç verecektir. Ancak dinimiz istismar
edilemeyecek kadar kutsal ve yüksektir .. Ne yazık ki kutsal dinimizi siyasi,
ticari kullananlar baştacı .. Türk Ulusu sadakayla, yardımla yaşamak değil
Yurttaş olarak yaşamaya layıktır. Bize eşitçi düzen lazımdır, bu millet, karnı
tok, sırtı pek, ailesini geçindirebilir, çocuğunu okutabilir olmalıdır, Türk'e
yaraşır budur. Bize bol vaat ve hediye dağıtıp meclise girince vatandaşı da
dediklerini de unutan "Ağalar" lazım değildir.. Böyle bir düzen,
yeter artık, olmaz olsun .. Hak verilmez alınır, herkes hakkının yendiğini
söylüyor, fazlası doğru .. Ama ne yapıyor? Ezgin bir şekilde seyrediyor..
Saflara gelin, saflara.. Bize suskun, baş eğen değil, dik duran, Türk gibi
vatandaşlar lazım.. Bize örgütlü toplum lazım .. Her türlü iç ve dış tehdite,
yanlışa, yolsuzluğa, ihanete karşı anında meydanları zaptedecek bir Millet
lazım .. Gerçek Milliyetçiler söz sahibi değil, milliyetçi geçinenler,
milliyetçilikten geçinenler .. Gerçek Atatürkçüleri arada bul, bir avuçlar
belki de, onlarda nerdeler? .. .. Atatürkçü geçinenler,
Atatürkçülükten geçinenler .. görüntülerde .. Büyük Milletimize ölü gömleği giydirmek,
bütün kurumlarına, tarihine olan inancını kaybettirmek istiyorlar.. Bu Millet bu hallere gelmeye layık olamaz..
Cumhuriyetimizi yıkmak istiyorlar .. Açıkça
Türkiye'yi bölmek, parçalamak istiyorlar.. Bunun 81 ilde yaşayan insanlarımıza
ne yararı olur, zarardan başka.. Askerimiz fakirdendir .. Mehmetçiğe
kurşun atana mıdır? insan hakları.. Böyle bir hak nerde var? .. Türk Ulusu'nda
eski tarihlerden beri ORDU, MİLLET demektir. Herkes görevini, işini iyi
yapmalı.. Ancak maksatlı yıpratma ve
çamur atmalarla ne elde edilebilir?
Türkiye Cumhuriyeti bizimdir,
Cumhuriyet'ten de kuruluş ilkelerinden de
asla vazgeçemeyiz.. Vatanımızın birliğini ayakta tutan ana kuvvet, "Ne mutlu Türk'üm diyene"
inancıyla TÜRK kimliğidir. Bunun dışında ki tanımlar çözüm değildir, bu
Milleti böler daha doğrusu bir arada tutamaz.. Açık gerçek budur.
Vatanımız, yurdumuz, Cumhuriyetimiz
tehlikededir .. Ancak Umutsuz olamayız.. Halbuki bu hasta görüntünün tersine,
bizler Dünyada, bütün bu coğrafyada Lider ülke olmaya adayız, korktukları
budur.. Geç olmadan el ele verelim.
Türkiye Cumhuriyeti “Ulus Devlet”
olarak kalmak zorundadır. Dünya'ya kapanmadan, uluslararası ilişkilerde
menfaatimiz ve eşitlik ilkesi esas alınarak, TAM BAĞIMSIZ ve Egemen olmak zorundadır. Atatürkçülük, Milliyetçilik, halkçılık,
toplumculuk, vatanseverlik kimsenin tekelinde değildir. Kimse ben eskiden
vatana şöyle hizmet ettim ya da şu kişiler eskiden şöyleydi falan deyip
birbirimizi yıpratmayalım. Önemli olan şudur, bugün, şimdi nerdesin?
Saflardamısın !
O sırada kalabalıktan birisi, "bayraklar yukarı .." diye
seslendi. Bir anda yukarı kaldırılan ay yıldızlı bayrakların
dalgalanışları ile al beyazlı renk alanı tümüyle kapladı.
Heyecanlı konuşmacı lafı uzatmadı, BİZE
LAZIM OLAN NEDİR?
Bize yeni bir
Alparslan, yeni bir Mustafa Kemal, yeni bir Lider,
Bize yeni kahramanlar, yeni öncüler, yeni yiğitler,
BİZE YENİ BİR HAYAT, YENİ BİR RUH ..
BİZE YENİ ZAFERLER,
YENİ
ZAFERLER ..
M.KÖSE
- 11.10.2008- TİREBOLU/ GİRESUN
YARARLANILAN KAYNAKLAR:
1 Hacıfettahoğlu, İ. 1999 - Sakarya Şehidi Binbaşı Hüseyin Avni Bey – Atlas Yay..
2
Coşar, Ömer S. 1971 -Atatürk’ün muhafızı Topal Osman, Garanti
Matbaası- İstanbul
3 Goloğlu, Mahmut - Milli Mücadele Tarihi - Erzurum Kongresi
–Mart 1968 ANKARA. Nüve Matbaası
4 TATLI, Hüseyin, 1996 - Osman Ağa ve Giresun Alayının Milli Mücadeledeki Yeri (1919-1923) Hacettepe Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkilap Tarihi Enstitüsü – ANKARA .
5 YÜKSEL, Ayhan, 2005 - Tireboludan Simalar, Arı Sanat Yayınları - İstanbul
6 ÖZEL, Dr. Sabahattin 1991 - Milli Mücadelede Trabzon, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Türk Tarih Kurumu Yayınları XVI. Dizi – TÜRK TARİH KURUMU BASIMEVİ – ANKARA 1991 .
7 Sümer,
Faruk.1999 - Tirebolu Tarihi, Tirebolu Kültür ve Yardımlaşma Derneği ,
İstanbul.
8 Türk İstiklal Harbi III. Cilt Doğu Cephesi
(1919-1921), Genel Kurmay Basımevi Ankara 1995 |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
Giriş Formu
Duyurular
| İLETİŞİM |
| 2008 Kazıkbeli Şenlik Resimleri |
Yöremiz Kültürü
Şehitler ve Şehitlikler
| Akdoğan Şehitliği |
| Çanakkale Şehitlikleri |
| Başkomutanlık Şehitlikleri |
Yöremizden Yetişenler
| Söğüteli'nden Zirveye |
| Bay Kemençe Katip Şadi |
| Ayhan Yüksel Kimdir? |
Anketler
Sitemizde
| Bugün | 35 |
| Dün | 129 |
| Hafta | 35 |
| Ay | 788 |
| Toplam | 93694 |

