Rastgele Resimler

Ana Menü
| Kazıkbeli Anasayfa |
| Kazıkbeli Resimleri |
| Ziyaretçi Defteri |
| Kazıkbeli Yaylası Videoları |
| Nostalji-1 |
| Nostalji-2 |
| Nostalji-3 |
Kazıkbeli Yaylası
| Coğrafi Konumu |
| Tarihçesi |
| Kültür |
| Şenlikler |
| Yaylaya Gelen İlçeler |
| "KAZIKBELİ" İSMİNİN KÖKENİ |
Yöremiz Tarihi
Şiirler
| TÜRKÜ |
| Faruk Nafiz ÇAMLIBEL |
| OZAN ARİF |
| HÜSEYİN NİHAL ATSIZ |
| BEKİR SITKI ERDOĞAN |
| SEZAİ KARAKOÇ |
| Dağ Köyleri |
| HAMSİ DESTANI |
| Arif BÜK (Şiirler) |
Hikaye ve Efsaneler
Makaleler
İlgili Siteler
| Yaylamızla İlgili Siteler |
| TİREBOLU'DA SOYDAN GELEN TARİHİ GELENEKLER |
|
|
|
Bekir KEŞMER
Her yörenin insanı,
ister istemez ailesinin geldiği yeri, sülale bilgilerini, soy olarak geldiği isim ve yerleri ve yaptıkları işleri düşünür,
yakınlarıyla konuşarak, şu an ki yaşayışında bulunan geleneklerin geçmiş
dönemlerdeki yapılarını müzakere eder. Asalet konularını da hiç unutmak
istemezler.
Tirebolu yöresinde halkın soy çeşitliliği
çok olsa bile, çoğunluğu soy bakımından Türkmenlerden Oğuz boyuna ait, Üç-Oklar
kolunun en büyük oğlu olan Gök-Han, bu Gök-Han’ın da dördüncü oğlu Çepni isimli
şahıs ve onun soyundandır. Yani baba oğul biçiminde, Büyük hun hükümdarı
Teoman-> Oğuz-han-> Gök-han-> Çepni olarak yüzyıllarca büyük boy
halinde günümüze kadar gelmiştir.
İşte Tirebolu yöremizde soy bilgilerinin
çeşitlilerinden en büyükleri olan çepni soyunun, doğuşu ve yaşayış yapısında
bulunan bazı geleneklerin, şimdiki yaşayışımızda devam eden özelliklerini ve
kültür yapılarını dile getirelim.
Taht’a yeni oturmuş Gün-Han da, cevap
olarak Irkıl hocaya: "Siz benim babama sağlığında çok güzel öğütler ve
akıllar verirdiniz. Siz, artık benim babam yerindesiniz. Siz bize neyi hoş
görürseniz ve uygun bulursanız, ben de öyle yaparım!" der.
Tarihte kurulan ilk Türk Devletlerinin en
uyumlu, derdini, ihtiyaçlarını en az dile getiren, her şart altında ülkesine
her türlü destek ve katkıdan kaçınmayan asil ve soylu bir davranış
içinde yaşayan boy olarak tek Çepni boyu karşımıza çıkıyor. Tirebolu yöresine
dışarıdan bakıldığında bu özellikleri günümüzde de sürmektedir.
Çepniler yüzyıllarca ençok ot göçü ile
anılmışlardır. Günümüzde de yaylacılık olarak azalmış olsa bile kısmen devam
etmektedir. Yaşlılarımız hâlâ söylentilerinde “yayla kuvveti ile ayakta
durabildik” diye söylerler.
İşte yukarıda belirtilen bilgilere göre,
yöremizde daha çok büyük çocukların sözlerine önem verilmekte arazi
anlaşmazlıklarının sebeplerini incelediğimizde de, büyüklerin kendi
düşüncelerine göre akıl almadan, adaletsiz ve geciktirilmiş taksimatları
sebebiyledir.
Yöre olarak, bir ailede huzursuzluk ve sıkıntı çıkınca düzeltmek için uslu
itibarlı kişiler aranır bulunamazsa “acaba bunlara usluluk yapacak kimse yok
mu?” denilir. Ayrıca “büyük sözü dinle yavrum, Uslu sözü dinle oğlum” gibi
vecizeler çok bulunur. İşte yukarıda belirtildiği gibi, taht’taki Gün-Han’ında
Irkıl hocanın sözünü dinleme geleneği günümüzde böylece soydan gelmektedir.
Çepnilerin tarih boyunca toprağa,
dolayısıyla vatanına milli kültürüne, geleneklerine çok bağlı özelliklerinin
olması hiç bozulmadan günümüzde de devam etmekte olup, tarlalarda mısır bitkisi
çok üretilip ekmeğini yemeleri kısmen devam etmektedir. Bu nedenle topraktan
başka üretken özelliklerinin olmayışı, “ne varsa toprakta var” düşüncelerinin
yoğunluğu soydan gelmektedir.
Ağaç işlemeciliği günümüzde azalmış
olsa bile, mısır kurutmak için ahşap yapı türü olan Mazu ve Çöten kullandıkları
yakın tarihimize kadar bilinmektedir. Yüzyıl öncesini araştırırsak da, evinde
mısırı olan karnı tok zengin sayılır, diğerleri de fakirlik ve yoksullukla
anılırlar.
Yaylalarımızda hayvan sürülerimize baktığımızda, herkesin hayvanının belli
olması için kuyruk sırtına boya sürüldüğü görülmekte, hatta Çepni simgesi de,
koyunyünü kırlığı (makası) nın tam kendisidir. İşte bunlar Çepni soyundan beri
gelen gelenekler olarak karşımıza çıkıyor.
Yaşantılarında diğer yörelere göre sütten çökelek peyniri ve keş yapmaları daha
çok dağ köylerimizde yaygındır.
Tahrir defterlerinde yer alan bazı
kayıtlara göre, Anadolu’ya ayak basan ilk Türk boyu veya ilk boylardan birisi
Çepnilerdir. 1071'de Anadolu'nun kapılarının açılmasında, 1277 yılından
itibaren de Sinop'tan Trabzon'a kadar olan Karadeniz Bölgesi'nin
fethedilmesinde çok aktif görevler üstlendiler. 1277 yılında Sinop'a saldıran
Rum Pontus İmparatorluğu'nun ordusunu bozguna uğrattılar. 1461 de Hz. Fatih
Sultan Mehmet’in, Trabzon’u Çepnilerle fethetmesiyle de yerleşik hayata
geçtiler. Böylelikle yapıları bakımından savaşkan, yaşantılarında da çoğu zaman
savaşta kalmaları sebebiyle de çok kayıp vermiş olmalarından dolayı, kalıcı bir
kültür bırakamamışlardır. Bundan dolayıdır ki Anadolu’muz da Çepni kültürü diye
söylenti varsa da pek azdır.
Çepnilerin beylik kurduğu sahada
Üreğir, Alanyuntlu, Döger ve Eymür gibi, diğer oğuz boylarının ve Halaç
Türklerine mensup grupların da iskân edildiğini, bu grupların da gazi Çepni
Beyleri önderliğinde onlarla bütünleşerek Trabzon Kıratlığı ile cihad
ettiklerini belirtilmektedir. Bu bilgilerle Tirebolu ya baktığımızda Eymür
Halaçlı köyleri bulunduğundan bu isimlerin buralardan kaynaklandığı da
anlaşılıyor. Ayrıca kayıtlarda Boynuyoğun şeyh diye bilgi bulunmaktadır. İşte
günümüzdeki Boynuyoğun ve orada bulunan Hasan şeyh mahalleleri de bu adlardan
kaynaklandığı görülüyor. Köylerin eski adları ve sülalelerinin geldiği yerler
araştırıldığında, Çepni boyundan bir parça olarak gelmiş oldukları
anlaşılmaktadır.
Çepnilerin tarihi yaşantılarında, iş yapacakları zaman birbirlerine toplu
yardım ettikleri belirtildiği gibi, bu özellikleri de çok yakın tarihimize
kadar toplu olarak kazma ile birbirlerine köy yolları yaptıkları, imece usulü
tarlalarda çalıştıkları bilinmektedir.
Bunların yanında kadınların elsanatlarında
çul, kilim, ip, camadan, dastar, şal, peştemal, dırmaç, çarık, inek püskülü
gibi malzemeleri dokuyarak veya örerek yaptıkları ve çeyiz olarak kullandıkları,
bunlarında yaşlılarımızın günümüze kadar hâlâ kullandıkları görülmektedir.
Ev yapma şekilleri ise, düz yerlere değil,
sırt bölgelerde bir arada olmayıp dağınık şekilde, hatta yaylaya yakın olsun
diye sahilden uzak kesimlere yaptıkları görülmektedir. Yapılarında konum olarak
ta kaş altlarına serender türü olarak yaptıkları, yani yapıda nem olmaması için
yapıda atkı olarak meşe ağacı bu ağacın aralarına yangın olmasın diye çamurlu
taşla ve çatı kısmını ise ağaçtan hartama usulü yapmaları, daha çok yaylalarımıza
yakın köylerde çok kullanıldığı görülmektedir. Bunların kullanımı hâlâ kısmen
devam etmektedir.
Bu belirttiğimiz gelenek ve yaşantılardan
başka daha bilemediğimiz Çepni kültürü olan yaşayışların olduğu muhakkaktır.
Tirebolu’da bulunan bu en büyük soy olan Çepni boyu, tarihimize büyük not
bırakmış bir boydur. Yetkililerimizce, başta Yılmaz Öztuna, Ayhan Yüksel ve
Mehmet Fatsa hocalar olmak üzere Türk Dil Tarih Kurumu ve tarih araştırmacıları
ile harekete geçip, aynen Türk Tarihi veya Osmanlı Tarihi gibi, Çepni Tarihinin
de genişçe yazılması ve nesillerden nesile aktarılması gerekir. (Bekir KEŞMER) |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
Giriş Formu
Duyurular
| İLETİŞİM |
| 2008 Kazıkbeli Şenlik Resimleri |
Yöremiz Kültürü
Şehitler ve Şehitlikler
| Akdoğan Şehitliği |
| Çanakkale Şehitlikleri |
| Başkomutanlık Şehitlikleri |
Yöremizden Yetişenler
| Söğüteli'nden Zirveye |
| Bay Kemençe Katip Şadi |
| Ayhan Yüksel Kimdir? |
Anketler
Sitemizde
| Bugün | 31 |
| Dün | 158 |
| Hafta | 1049 |
| Ay | 655 |
| Toplam | 93561 |

