Rastgele Resimler

Ana Menü
| Kazıkbeli Anasayfa |
| Kazıkbeli Resimleri |
| Ziyaretçi Defteri |
| Kazıkbeli Yaylası Videoları |
| Nostalji-1 |
| Nostalji-2 |
| Nostalji-3 |
Kazıkbeli Yaylası
| Coğrafi Konumu |
| Tarihçesi |
| Kültür |
| Şenlikler |
| Yaylaya Gelen İlçeler |
| "KAZIKBELİ" İSMİNİN KÖKENİ |
Yöremiz Tarihi
Şiirler
| TÜRKÜ |
| Faruk Nafiz ÇAMLIBEL |
| OZAN ARİF |
| HÜSEYİN NİHAL ATSIZ |
| BEKİR SITKI ERDOĞAN |
| SEZAİ KARAKOÇ |
| Dağ Köyleri |
| HAMSİ DESTANI |
| Arif BÜK (Şiirler) |
Hikaye ve Efsaneler
Makaleler
İlgili Siteler
| Yaylamızla İlgili Siteler |
| Kazıkbeli Yaylası Şenliklerine Eleştirel Bir Bakış |
|
|
|
Temel GÜNDOĞDU
Kazıkbeli
Otçu Göçü Yayla Şenliklerinin tarihi çok eskilere, yüzyıllar öncesine
gider. Yüzyıllar öncesinden 1980’li yıllara kadar devam eden bu halk
hareketi geleneği sosyo-ekonomik nedenlerden dolayı kesintiye
uğramıştı. Bu kesintiden sonra 1993 senesinde Söğüteli Köyü
Muhtarlığı’nın girişimleriyle tekrar kutlanmaya başlandı. İşte 1993’te
yeniden başlayan şenliğin 17. sı yapıldı bu yıl.
Resmi organizasyon anlamında 1993 Temmuz ayının üçüncü haftası Çarşamba günü ilkini kutladığımız şenliklerimizin o yıl organizasyon komitesinde ben de bulunmuştum. Bu tür organizasyonların ne kadar zor olduğunu iyi bilirim. Ancak şunu da hemen belirtmek gerekir ki kendine güvenemeyen, bu işi kotaracağına inanmayan insanların da bu tür görevlere talip olmaması gerekir. 1993’ten beri nasip oldu bütün şenliklere katıldım. Bu yıl katılamama ihtimalimin yüksek olmasına karşın yine o kutsal topraklar beni çekti. Eskilerin deyimiyle “sıla-i rahim” yaptık. On altı yıldan beri yapılan şenliklere genel anlamda baktığımızda hiçbir organizasyonun diğerinden daha üstün, daha güzel ve kaliteli olduğunu söylemek mümkün değil. Hemen hemen her yıl aynı tarzda şenlikler yapılmaya devam ediliyor. Peki olması gereken bu mu? Hayır, kesinlikle hayır. Öncelikle Kazıkbeli Yaylası hitap ettiği çevre itibariyle bölgenin en büyük yaylasıdır. Doğal olarak böyle bir yayladaki organizasyon da yaylanın büyüklüğüyle ve hitap ettiği çevrenin kültürel özellikleriyle doğru orantılı olmalıdır. Ama maalesef böyle bir durumu yıllardan beri göremedik. Umarız bundan sonraki dönemlerde daha farklı, daha kaliteli, çok daha özgün organizasyonlara imza atılır. Yöremizin en karakteristik çalgısı kemençe ve en karakteristik oyunu da horondur. Ama kemençe usulüne göre çalınırsa bir anlam kazanır, yine horon da usulüne uygun oynanırsa horon olur. Etrafımızda onlarca kemençe üstadı var kemençeyi adeta konuşturan. Ama ben şunu anlamakta güçlük çekiyorum: Ne işi var kemençe çalan adamın sahnede. Kemençecinin yeri horon halkasının ortası değil mi? Kemençeci hem çalıp hem de horonu yönetmez mi? Artık kemençe çalan üstatlar da çağa ayak uydurmuş anlaşılan. Onlar sahneye çıkınca meydanda da doğal olarak karman- çorman bir horon oluşuyor. Eski dönemlerde böyle miydi? Kemençeci ya da davul- zurnacı horon halkasının içinde olmak zorundadır. Bu horon kültürünün olmazsa olmazıdır. Gerçek kemençe sanatçısı böyle bir durumu asla kabul edemez. Umarım en kısa zamanda yeni yetme kemençe sanatçıları da gerçek üstatlardan bu kültürü layıkıyla öğrenirler. Otçu Göçü geleneğinin yüzyıllar öncesinden başlayan bir geçmişi vardır. Bu kültür Harşit Vadisi’nde ortaya çıkan, temellerinde birtakım dini ritüellerin olduğu güçlü ve köklü bir Türkmen kültürüdür. Geçmişte Sisdağı, Kadirga, Kazıkbeli, Güvende gibi yaylalarımızın dışında böyle bir kültürden söz etmek mümkün değildir. Ama bugün itibariyle baktığımızda irili ufaklı bütün yaylalarda artık “Otçu Göçü” niteliğinde olmasa da şenlikler düzenlenmeye başlanmıştır. Bunun doğal sonucu olarak da ne yazık ki bütün şenlikler birbirinden etkilenmeye, birbirini tekrar etmeye başlamıştır. Oysa Kazıkbeli Yaylası’nda Cimidelilerin, Danışmanlıların başını çektiği ve bütün yörenin iştirak ettiği bir “Otçu Göçü” geleneği vardır. Sanırım Kazıkbeli şenliklerinin ikincisinde yine eskisi gibi Meyveci Kıranı denilen yerden başlayarak Kazıkbeli şenlik alanına kadar yaylacılar horon teperek gelmişler eski geleneği canlandırmışlardı. O dönemin Muhtarı başta olmak üzere Organizasyon Komitesi olayın özelliğini ve güzelliğini anlayamadıkları ve kavrayamadıkları için bu gelenek tekrar başlayamadan ne yazık ki bitti. Her yıl onlarca sanatçı getirilir Kazıkbeli şenliklerine. Nedendir bilinmez ama her sanatçı zaman darlığından şikayetçi olur ve iki ya da üç türkü söyledikten sonra sahneden iner. Bu esnada muhtemelen insanlar tam coşmuştur horon halkasında. Oysa şenliğe katılan insanların büyük bir bölümü için katılan sanatçıların kim olduğu çok da önemli değildir. Önemli olan senede bir gün de olsa kendi kültürünün o muhteşem güzelliğini doya doya yaşamaktır. Onu da çok görürler nedense çoğu zaman o güzel insanlara. Bu yıl yapılan şenlikleri genel anlamda değerlendirmek istersek yukarıdaki yazdıklarımızın ışığında olaya bakmamız gerekir diye düşünüyorum. Kazıkbeli şenlikleri bir “Otçu Göçü” yayla şenliğidir. Organizasyonu yapan insanların bunu iyi bilmesi gerekir. Ayrıca şenliklere katılan sanatçıların da “Otçu Göçü” nün ne ifade ettiğini iyi kavraması gerekir. Yoksa klasik anlamda Türkiye’nin dört bir yanında yüzlerce hatta binlerce şenlik düzenleniyor. “Otçu Göçü” kendi özelliklerine uygun bir biçimde kutlandığında bir anlam kazanacaktır. Kazıkbeli Yaylası’nda şenliğin yapıldığı mekan güzel seçilmiş. Mekan için söylenecek bir sözümüz yok. Ancak şenlik alanın niteliğiyle ilgili söylenecek çok sözümüz var. Allah aşkına bu alandaki çimleri kazıyıp da üzerine çakıl ve taşları dökmek de neyin nesi. Kazıkbeli dendi mi akla ilk gelen çimen değil mi? İnsanlara çim üzerinde horon tepmeyi neden çok görüyorsunuz. Şenlik alanına mutlaka çim ekilmelidir. İnsanlar Cuma gününden itibaren şenlik için Kazıkbeli Yaylasına akın ettiler. Özellikle cumartesi akşamı eğlenmek, horon tepmek için şenlik alanını doldurdular. Heyhat gel gör ki bilinmeyen bir el o gece orada horon oynanmaması, eğlence olmaması için gayret gösterdi. Ne talihsiz bir yaylasın hey gidi Kazıkbeli Yaylası. Şenliklerle ilgili bir diğer husus da şenliğin, naklen yayın yapacak yayıncı kuruluşun gelmesine kadar başlatılmamasıydı. Oysa yayıncı kuruluş o esnada başka bir yaylanın şenliğini canlı olarak yayınlamaktaydı. Yani MAVİ KARADENİZ TV Kazıkbeli gibi bir yaylanın şenliğini yedeğe bırakmış, ikinci plana atmış, Kazıkbeli Yaylasının ve yaylacılarının gücünü ve özelliklerini kavrayamamıştı. Binlerce Kazıkbeli sevdalısına saatlerce bir başka yaylayı izlettirerek reyting yapmaya çalışmıştı. Saat en geç 10.00 da başlaması gereken Kazıkbeli Otçu Göçü Yayla Şenliği maalesef saat 13.00 sularında başlatılabildi. İnsanlar saatlerce şenliğin başlaması için şenlik alanında bekletildi. Sanki Türkiye’de tek bir TV kanalı varmış gibi bir kanalın beklenmesi Organizasyon Komitesinin en büyük hatasıydı. Şenliğin en güzel tarafıysa yöresel kıyafetler giyinmiş genç kızların şenlik boyunca horona, şenliğe renk katmalarıydı.
|
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
Giriş Formu
Duyurular
| İLETİŞİM |
| 2008 Kazıkbeli Şenlik Resimleri |
Yöremiz Kültürü
Şehitler ve Şehitlikler
| Akdoğan Şehitliği |
| Çanakkale Şehitlikleri |
| Başkomutanlık Şehitlikleri |
Yöremizden Yetişenler
| Söğüteli'nden Zirveye |
| Bay Kemençe Katip Şadi |
| Ayhan Yüksel Kimdir? |
Anketler
Sitemizde
| Bugün | 33 |
| Dün | 129 |
| Hafta | 33 |
| Ay | 786 |
| Toplam | 93692 |

