Rastgele Resimler

IMG_1575.JPG.jpg

İlgili Siteler

Yaylamızla İlgili Siteler

Çeşitli Linkler

T.C.Kimlik No

Vergi Kimlik No
Kazıkbeli Yaylası Kazıkbeli Yaylası - Osmanlı Döneminde Giresun Bölgesi

Türkçe Sözlük ve Yazım Kılavuzu

TDK Güncel Türkçe Sözlük
TDK Yazım Kılavuzu
Osmanlı Döneminde Giresun Bölgesi Yazdır E-posta

OSMANLI DÖNEMİNDE GİRESUN BÖLGESİNDE KONAR-GÖÇERLERİN İZLERİ

İlhan ŞAHİN*

Türklerin Anadolu'yu yurt edinme faaliyetleri, 1071 yılında Bizans'a karşı kazanılan Malazgird Savaşı ile birlikte başlamaktadır. Bu tarihten itibaren büyük kitleler halinde Orta Asya'dan Anadolu'ya göç eden Türklerin önemli bir kısmını yerleşik unsurlar meydana getiriyordu. Diğer önemli bir kısmını ise kendilerine Oğuz veya Türkmen denen kimseler teşkil ediyor­du1. 24 boydan meydana gelen Türkmenler, sosyal yapı, ekonomik faaliyet ve yaşayış tarzı bakımından yerleşiklerden oldukça farklı bir özellik göstermekteydi. Kayı, Kınık, Bayat, Afşar, Eymir, Karkm, Döğer ve Çepni gibi adlarla bilinen bu boyların her biri, bir ağacın dallarını andırır bir şekilde, kendisine bağlı muhtelif guruplardan teşekkül etmekteydi. Hususî adlar taşıyan bu gruplar genellikle Cemaat adıyla bilinirlerdi. Bazı bölgeler­deki gruplar ise hususî adlarından sonra Bölük, Tir (= Ok), Oymak, Mahalle, Oba gibi adlar alırlardı. Ekonomik bakımdan daha çok hayvancı­lıkla uğraşan Türkmenler, hayvancılığa bağlı olan hayatlarını devam ettire­bilmek için yaylak ve kışlak mahalleri arasında hareket halinde bulunurlardı. Bu hayat tarzından dolayı Türkmenlere çoğu defa "yürümek" fiilinin kökünden "Yürük" veya "Yörük" denirdi. Bunun yanında yaşadıkları hayat tarzından dolayı bunlara yaygın olarak "Konar-göçer" adı da verilmiştir.

Anadolu'ya gelen Türkmen boylarının bazısının, muharip vasıfların­dan dolayı Anadolu'nun fethinde önemli roller oynadıkları bilinmektedir. Bunun yanı sıra önemli bir kısmının, ananevi hayat tarzları olan göçebeliği uzun süre devam ettirdikleri görülmektedir. Bir kısmı ise, bulundukları bölgenin coğrafî özelliği veya idareleri altındaki Türk devletlerinin uygu­ladığı iskân siyaseti sonunda peyderpey yerleşmeye başlamışlar ve özellikle

Anadolu'nun kır kesiminde yeni iskân merkezleri kurmuşlardır. Bunun sonunda Türkmen boylarının hâkim bir unsur olarak bulunduğu bölgeler ile köy vs. gibi yerleşim merkezleri, o boyun adıyla anılır olmuştur. Ahalisini Türkmen boylarına bağlı muhtelif göçebe grupların teşkil ettiği köy vs. gibi yerler ise genellikle o göçebe grubun adıyla bilinmiştir. Bu son gruba giren yer adlarının sonunda yaygın olarak -lu, lü, lı, li- gibi isim takısı yer alırdı. Esasında Anadolu'daki yer adları etimolojik olarak incelenecek olursa, pek çok yer admm bu özellikleri gösterdiği ve dolayısiyle konar-göçerlerin izlerini taşıdığı dikkati çekecektir. Bu durum ise Anadolu'nun iskânında ve coğrafyasının vatanlaştırılmasmda Türkmenlerin oynadığı rolü göstermesi bakımından oldukça önemlidir.

Türkmen boylarının Anadolu'da yoğun olarak yurd tuttuğu yerlerden birisi, Giresun bölgesi idi. Ancak bu bölgedeki Türkmen boylarının erken dönemleri hakkında detaylı bilgiye maalesef sahip değiliz. Bu hususta bili­nenler, Anadolu Selçuklu ve Beylikleri döneminde bölgede yaşayan konar-göçerlerin önemli bir kısmının Türkmenlerin Çepni boyuna mensup olduğu, bölgenin fethinde ve iskânında mühim roller oynadıkları şeklindedir2. Böyle olmakla beraber Giresun ve havalisinin Fatih Sultan Mehmed'in Trabzon se­feri (1461) sonrasında Osmanlı hakimiyetine girmesinden sonra bölgeye ve bölgedeki konar-göçerlerin izlerine dair daha detaylı bilgilere tesadüf edil­mektedir3. Bu hususla alakalı olarak Osmanlı döneminde bölgenin tahririni ihtiva eden ve muhtemelen 891/1486 tarihinde tanzim edilen bir defterde, Trabzon sancağına4 bağlı Giresun ve havalisinin "Zeâmet-i Kürtün" adı alt­ında 60 kadar köye ve 5 mezraaya sahip idarî bir birim içinde yer aldığı gö­rülmektedir5. Bu idarî birim içinde, bazı köylerin Çepni'ye bağlı olduğuna dair kayıtlara rastlanılmaktadır6. Bu ise Kürtün Zeameti adlı idarî birim


içinde muayyen bir idarî bölgeye Çepni adının verildiğine işaret olmalıdır. Nitekim, bölgeye ait 921/1515 tarihli defterde7, Giresun ve havalisini içine alan Kürtün kazasına bağlı idarî üniteler arasında "Çepni Vilayeti" de yer almaktadır8. Buradaki "Vilayet" tabiri, şüphesiz muayyen bir idarî bölgeyi karşılamak için kullanılmıştır. Bu tarihte Çepni Vilayeti, 52 civarında köy, 26 yaylak mahalli ve 10 kadar mezraayı içine alıyordu9. Vilayetin bu­lunduğu bölge, Trabzon'un batı ve güney kısmındaki geniş bir bölgeye te­kabül etmekteydi. XVI. yüzyılın ikinci yarısında bir coğrafya eseri yazan Trabzonlu Âşık Mehmed, Çepnilerin yaşadığı bu bölgeye "Cibâl-i Çepni" yani Çepni Dağlan adını vermektedir10. Çepni adının idarî bir ad olarak bu şekilde kullanımına, daha sonraki tarihlerde de devam edilmiştir. Ancak bu­rada bir hususa işaret etmek lazımdır. O da Çepni Vilayeti'ndeki "Vilayet" tabiri ile daha önce belirtilen Kürtün Zeameti'ndeki "Zeamet" tabirinin sadece Osmanlı döneminde kullanılan idarî birimler ve tabirler olmadığıdır. Bu ta­birlerin Anadolu Beylikleri'nden Osmanlılara geçtiği ve Osmanlı teşkilatı içinde kendine has anlamlarla yaşadığı belirtilmelidir1'.

Giresun bölgesinde Çepni veya Çepni Vilayeti adlı idarî bir bölgeye rastlanması ve bu idarî bölgedeki köy, mezraa ve yaylakların bugünkü Giresun merkez kazası başta olmak üzere Keşap ve Dereli kazalarını içine alması bir tesadüf eseri değildir. Bu durum Anadolu'ya gelen Türkmen boylarından özellikle Çepni boyunun hâkim bir unsur olarak bu bölgeyi kendisine yurd tutmasından ileri gelmektedir. Ancak Çepnilerin ve diğer Türkmen gruplarının bölgede sadece Çepni Vilayeti dahilinde yaşadığı şeklinde bir düşünceye de sahip olmamak lazımdır. Bunların Çepni Vilayeti haricinde, o dönemde Kürtün kazasına bağlı olan ve nahiye olarak bilinen diğer idarî birimlere bağlı köylerde yoğun olarak yaşadığı anlaşılmaktadır.

Bu idarî birimlerden Yağludere nahiyesi, 1515'de 42 köyü ve 26 mezraası ile Çepni Vilayeti'nden sonra ikinci büyük idarî birimi teşkil ediyordu12. Bu nahiyeyi sırasiyle 13 köy ve 1 mezraa ile Üreğir13, 10 köy ile Kürtün14, yine 10 köy ile Alnıyomlu Hassı15, 9 köy ve 6 mezraa ile Alahnas16.1 köy ile de Karaburun takip ediyordu17. Bahis konusu nahiyeler arasında Üreğir adlı bir nahiyenin olması, Çepni boyunun yanı sıra, Türkmenlerin Üreğir (Yüreğir) boyuna mensup olanların da bölgeye yerleşmiş olabileceğini hatıra getirmektedir.

Giresun ve havalisine ait 1486 ve 1515 tarihli defterler incelendiğinde, köylerde yaşayanların meslekî ve sosyal yapı bakımından bazı özellikler taşıdığı dikkati çekmektedir. Bu özellikler arasında dikkati çeken ilk husus, hemen hemen her köy ahalisi içinde önemli sayıda "müsellem" statüsünde bulunanlara rastlanmasıdır. Bilindiği gibi Osmanlı askerî teşkilatında müsellemler, ellerindeki toprakların karşılığı olarak sefere giden, daha çok konar-göçer ve köylü menşeli olan kimselerdi. Ancak Giresun ve havalisin­de rastlanan müsellem teşkilatı, bölgede Osmanlılar tarafından kurulan bir teşkilat olmayıp, kökü bölgenin fethinde önemli roller oynayan Çepni beyleri dönemine kadar giden ve onlardan Osmanlılara intikal eden askerî bir teşkilattır. Onların böylesine askerî bir teşkilat içinde olması, Türkmen boylan içinde: "Her ne zaman düşmanı görürse, onunla hemen savaşır" manasına gelen18 Çepni adıyla da bir parelellik göstermektedir. Esasında 1486 tarihli defterde, Kürtün Zeameti adlı idarî bölge dahilindeki toplam 30 adet timar ve zeamet sahibinden 16'sımn Çepni beyleri ile oğulları veya bunların hizmetinde olanlara ait olması19, Çepnilerin bölgedeki askerî hususiyetini açıkça ortaya koymaktadır. Bunun yanında Çepni boyundan


olan pek çok kimsenin Osmanlı döneminde bazı kalelerde dizdar ve muhafız olarak gözükmesi, onların bu muhariplik vasıflarını teyid eden bir husus olmalıdır20. Müsellemlerin yanında köylerde yaygın olarak rastlanan diğer bir grubu, "muâfân" adıyla bilinen kimseler teşkil ediyordu. Bölgedeki yol, köprü, kale ve geçit mahallerini gözetlemek, tamir etmek ve yenilerini yapmakla mükellef olan bu kimseler, gördükleri bu âmme hizmeti karşılığında avarız vergisinden muaf tutulmuşlardı. Köylerde diğer hatırı sayılır bir zümreyi ise "mülâzımân" adıyla bilinenler meydana getiriyordu. İmam, müezzin ve hatiplik gibi vazifeleri yerine getiren mülâzımlar, cami, tekke ve mescit gibi yerlerde vazifeli idiler.

Giresun bölgesindeki köylerin önemli bir kısmı, başta Çepni olmak üzere Türkmen boylan tarafından kurulmuş köylerdi. Bu köylerin coğrafî bakımdan kapladığı alan, bugün başta Giresun merkez kazası olmak üzere Keşap, Dereli, Yağlıdere, Görele, Çanakçı, Tirebolu, Kürtün ve Eynesil'e kadar olan yerleri içine alıyordu. Bölgedeki köylerin adlanria kabaca bir göz atıldığında: Kayadibi, Derelü, Çiçeklü, Düzyer, Yassıbahçe, Akköy gibi adlar taşıyarak tabiatla kucaklaşanlara; Tanaderesi, Köpek, Atdutan gibi hayvanlarla alakalı isimlere; Yenicehisar, Karakilise ve Kızılhisar gibi daha önce var olan ve Türkçe sıfat eklenerek verilen adlara rastlamak mümkün­dür. Esasında bu gibi adı verme usulünün, Anadolu'nun hemen hemen her bölgesindeki Türk insanının ortak bir özelliği olduğu belirtilmelidir. Bunun yanında dikkati çeken bir diğer husus, bölgedeki köy isimleri arasında Oğuz (Türkmen) boylarının veya bu boylara mensup konar-göçer grupların adlannı veya izlerini taşıyanlara tesadüf edilmesidir. Bu çeşit adlar, daha önce belirtildiği gibi genellikle sonlarında -lu, lü, lı, li- takıları alırlar ve bununla hangi göçebe grubuna mensup oldukları anlaşılırdı.

Giresun bölgesinde bu gibi isimler taşıyan köyler arasında ilk dikkati çeken köy adı, 1486 ve 1515 yıllarında Kürtün'e bağlı olan ve Oğuz adını

taşıyan köydür21. Bugün aynı adla Beşikdüzü'ne bağlı olduğu anlaşılan bu köyün adı, şüphesiz Anadolu'ya gelen Oğuz (Türkmen)'ların hatırasını yaşatan canlı bir ad olmalıdır. Bunun yanında doğrudan doğruya Türkmen boylarının adını taşıyan köylere rastlanmaktadır. Bu köyler, 1486 ve 1515 tarihlerinde Kürtün'e bağlı olan Üreğir(Yüreğir) ve Alayuntlu köyleri22 ile 1515'de Bayramoğlu'na bağlı Döğer ve Çepniköy'dür23. Bu köylerden Üreğir ve Alayuntlu'nun adına bugün maalesef tesadüf edilememektedir. Ancak, Döğer ve Çepniköy'ün bugün aynı ad ile Espiye'ye bağlı olduğu anlaşılmaktadır. Bölgeyi kendisine yurd tutan Çepni boyunun yanı sıra, Üreğir, Alayuntlu ve Döğer adlı köy adlarına rastlanması oldukça önemlidir. Bu durum, bölgeyi sadece Çepni boyuna mensup olanların yurd tutma­dığına ve Üreğir ile Alayuntlu ve Döğer boylarına mensup olanların da yurd tuttuğuna işaret olmalıdır.

Bu köylerin dışında, bazı köylerin adlarından onların mensup olduğu konar-göçerlerin isimlerini taşıdığı intibaı uyanmaktadır. Bu şekilde olan köyler arasında ilk dikkati çekenler, 1486'da Kürtün'e ve 1515'de Karabu­run'a bağlı İsmailbeylü24; 1486'da Kürtün'e ve 1515'de Yağlıdere'ye bağlı Oruçbeylü25; 1486'da Kürtün'e ve 1515'de Yağludere'ye bağlı Çanakçılu köyleridir26. Bu meyanda 1515 yılında Çepni Vilayeti'ne bağlı olan Çandırlu, Engizlü, Firuzlu, Umurlu, Yakublu, Mürsellü ve Çalışlu köyleri de zikredilmelidir27. Bunun yanında adının sonu -lu, lü, li, lı- gibi takılar taşımayan ve mesela 1486'da Kürtün'e, 1515'de ise Üreğir'e bağlı olan Boynu-Yoğun28 gibi köylerin, konar-göçer grubun adını taşıyan köyler olabileceği düşünülmelidir. Bu gibi köy isimlerinden bunların konar-göçer menşeli oldukları intibaının uyanması, Anadolu'nun başka bölgelerinde aynı adı taşıyan grupların olup olmadığını hatıra getirmektedir. Aynı adı taşıyan grupların olması, onların çoğu defa aynı boydan çıktıklarını veya aynı konar-göçer gruba mensup olduklarını ihtimal dahilinde göstermekte­dir. Bu şekilde misal olarak yukarıda zikrettiğimiz köyler arasında, bugün Giresun'a Çandır adıyla bağlı olan Çandırlu köyünün adını taşıyan bir gö-


cebe grubuna, XVI. yüzyıl sonlarından itibaren Sivas'ın güney kısmını kendisine yurd tutan Yeni-il Türkmenleri arasında rastlanmaktadır29. Muh­temelen bugün Giresun'a Çandırçalış adıyla bağlı olan Çalışlu köyünün adını taşıyan göçebe grubuna ise, XVI. yüzyıl ortalarında Halep bölgesindeki Halep Türkmenleri içinde tesadüf edilmektedir30. Aynı şekilde bugün Tirebolu'ya bağlı olan Boynu-Yoğun köyünün adını taşıyan bir göçebe grubu, XVI. yüzyıl ortalarından itibaren Sivas'ın güney kısmındaki Yeni-il Türkmenleri içinde görülmektedir31. Bu son göçebe gruba mensup olanlardan bazısının daha sonra Gaziantep bölgesine yerleştiği anlaşıl­maktadır.

Bilindiği gibi Giresun ve havalisinin arazisi, oldukça dağlık ve enge­belidir. Diğer bir ifade ile böyle bir arazi yapısı, konar-göçer hayat tarzı ya­şamaya müsait olmayan bir arazidir. Bu durum bölgeye gelen Çepniler ile diğer boyların erken dönemlerden itibaren yerleşmeye geçmelerinde önemli bir rol oynamış olmalıdır. Böyle olmakla beraber, bölgeye gelen boyların, konar-göçerliliğin hayat tarzı olan yaylacılık ve bununla ilgili bazı kültür un­surlarım beraberinde getirdikleri anlaşılmaktadır. Nitekim 1515 tarihli def­terde, Çepni Vilayeti'ne bağlı 26 adet yaylak mahalli zikredilmektedir. Ulu-köy, Harıd, Akçal, Gönderi, Köy-yeri, Damluköy, Söğüdönü, Elmacık, Döşek ve Aktaş gibi adlarla bilinen bu yaylaklar32, dağların yayvanlaşmış sırtları üzerinde başlamaktadır. Bu yaylakların bölge halkı tarafından hay­van besleme, ekim ve hava tebdili gibi gayelerle kullanılır olması33, onların ananevî hayat tarzlarını kısmen de olsa yaşadıklarını göstermektedir.

Netice olarak şu hususları söylemek mümkündür. Anadolu'ya gelen Oğuz (Türkmen) boylarının yoğun olarak yerleştikleri bölgelerden birisi, Giresun ve havalisi olmuştur. Bu havaliye sadece Türkmenlerin Çepni bo­yuna mensup olanlar değil, Üreğir, Alayuntlu ve Döğer gibi boyların da yerleştiği anlaşılmaktadır. XV. yüzyılın sonları ile XVI. yüzyıla ait Os­manlı arşiv kayıtlarında, bölgenin sadece sahilindeki birkaç küçük kasabasında Hıristiyan nüfusa rastlanması ve kır kesimindeki yerleşim yerlerinin hemen hemen tamamının Türklerle meskun olması, Türkmen boylarının bölgeye yerleşmesinin oldukça yoğun olduğunu göstermektedir.

 
< Önceki   Sonraki >

Giriş Formu






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

Anketler

Kazıkbeli yaylasının en çok hangi özelliğini beğeniyorsunuz?
 
Kazıkbeli yaylasında yapılan şenliklerle ilgili neler düşünüyorsunuz?
 

Sitemizde

Bugün37
Dün129
Hafta37
Ay790
Toplam93696
© 2010 Kazıkbeli Yaylası
Joomla! is Free Software released under the GNU/GPL License.